Sikiş Yerine Sünnetsiz Lavuğun Dalgasını Ağzına Alıp Suratına İşettirdi; Tuhaf gelse de, bu kadar uç bir eylemi bir partnerle paylaşmak, aradaki güven bağının çok yüksek olduğunu hissettirebilir. Kişi, en savunmasız veya “hayvani” haliyle kabul edildiğini hissederek psikolojik bir rahatlama yaşayabilir.
Oda loştu, sadece köşedeki kehribar rengi lambanın cılız ışığı duvarlara vuruyordu. Selin için Sikiş o akşam, sadece fiziksel bir birleşmeden fazlasıydı; zihnindeki tüm o katı kuralları, iş hayatındaki “mükemmel kadın” imajını ve toplumun ona dayattığı o tertemiz maskeyi kapının dışında bırakmak istiyordu.
Partneri kaşlarını kaldırarak ona baktığında, Selin’in gözlerinde tereddüt yoktu. “Her şeyi,” dedi fısıltıyla. “Kontrolün tamamen bittiği o noktayı görmek istiyorum.”
Bu, Selin için bir aşağılanma değil, aksine bir özgürleşmeydi. Gün boyu insanları yöneten, kararlar alan ve dimdik duran o kadın, şimdi en “kirli” sayılan, en tabu olan eylemle tüm o yüklerden arınmak istiyordu. Partnerinin üzerindeki hakimiyeti, idrarın tenindeki sıcaklığıyla birleştiğinde; Selin ilk kez zihninin sustuğunu hissetti.
O an ne hiyerarşi vardı, ne de toplumsal ahlak. Sadece sıcaklık, teslimiyet ve o yasak elmayı ısırmış olmanın verdiği yoğun adrenalin… Selin, yüzüne vuran o sıvı akışıyla aslında kendine koyduğu tüm o görünmez hapishane duvarlarını yıkıyordu. Çünkü biliyordu ki; en derine, en “yok sayılana” indiğinde, artık korkacak hiçbir şeyi kalmıyordu.
Gece bittiğinde ve suyun altında arınırken, aynadaki yansımasına baktı. Artık sadece “temiz” bir kadın değildi; kendi karanlığıyla el sıkışmış, sınırlarını kendi çizmiş bir kadındı.
