Yarrağa Susamış Evli Sürtük Kocası İşe Gider Gitmez Tokmakçısına Götten Veriyor; Evdeki o tanıdık, rutin sessizlik, dış kapının kapanma sesiyle başladı. Kocamın “Görüşürüz canım, geç kalmam” deyişi hala koridorda asılı gibiydi. Onun arabasının motor sesinin sokaktan uzaklaştığını duyduğum an, içimi garip bir suçlulukla karışık adrenalin dalgası kapladı.
Vakit kaybetmemem gerekiyordu.
Telefonu elime alıp rehberden o ismi buldum. Parmaklarım heyecandan hafifçe titriyordu. Sadece iki kelime yazdım: “Gitti, gel.”
Cevap saniyeler içinde geldi: “10 dakikaya oradayım.”
İşte o an panik ve telaş başladı. Evin hali tam bir felaketti. Kocam aceleyle çıktığı için kahvaltı masası öylece duruyordu, salondaki koltukların üzerinde dünden kalan kıyafetler vardı. Eğer sevgilim eve gelecekse, her şeyin kusursuz görünmesini istiyordum. Apar topar etrafı toplamaya başladım.
01. Dakika: Masadaki tabakları tezgaha fırlatır gibi dizdim. Bulaşık makinesine yerleştirecek vaktim yoktu, üzerlerini bir mutfak beziyle kapattım.
04. Dakika: Salondaki dağınıklığı kucaklayıp yatak odasındaki dolabın içine tıktım. Kapısını sıkıca kapattım ki dışarı taşmasınlar.
07. Dakika: Aynaya baktım. Saçım başım darmadağındı. Hemen banyoya koşup yüzüme hafif bir çeki düzen verdim, parfümümden birkaç fıs sıktım.
Tam o sırada apartman otomatiğinin sesi duyuldu. Kalbim sanki göğüs kafesimi delip çıkacaktı. Derin bir nefes alıp kapıya doğru yürüdüm.
Kapıyı açtığımda karşımda kocamı değil, günlerdir görmeyi beklediğim o adamı, Eren’i gördüm. Gözlerindeki o heyecanlı, muzip bakış anında içimdeki tüm korkuyu sildi.
“Çok hızlı geldin,” dedim nefes nefese.
“Sen çağırırsan dünyayı durdururum, biliyorsun,” diyerek içeri adım attı ve kapıyı arkasından kapattı.
O an, dışarıdaki riskli dünyanın ve o kapının ardındaki gerçeklerin hiçbir önemi kalmamıştı. Sadece o, ben ve yakalanma korkusunun verdiği o tehlikeli haz vardı. Ancak içimdeki o küçük ses sormadan edemiyordu: Ya kocam bir şey unutup geri dönerse?
Eren içeri adım atar atmaz, günlerdir, belki de aylardır içimde biriken o yoğun boşluk bir anda patlama noktasına geldi. Kocamla uzun zamandır sadece aynı evi paylaşan iki yabancı gibiydik; aramızdaki o ten teması, arzu ve heyecan çoktan yok olup gitmişti. Ben kelimenin tam anlamıyla cinselliğe, arzulanmaya ve birinin beni deli gibi istemesine hasret kalmıştım.
Eren kapıyı kapattığı an daha fazla bekleyemedim. Ona doğru bir adım attım ve boynuna sarıldım.
O da bu anı bekliyormuş gibi, ellerini anında belime doladı ve beni kendine çekti. Dudakları dudaklarımla buluştuğunda, içimdeki o kuraklığın bittiğini hissettim. Bu sadece sıradan bir öpücük değildi; içinde bastırılmış tüm arzuları, tehlikeyi ve açlığı barındıran hummalı bir birleşmeydi.
