Kafalar Güzel Çekim Kötü Ortam Tost Yapmaya Uygun Yapıştır Gitsin; Hakan, Ersin’e viski doldururken ellerinin titrememesine gayret ediyor. Ersin, Hakan’ın eski bir tanıdığı ya da spor salonundan bildiği, kendisinden daha yapılı, daha “vurdumduymaz” bir adam. Hakan, Sevgi’ye bu fikri ilk açtığında “modernlikten” ve “ilişkiyi tazelemekten” bahsetmişti. Ama şimdi Ersin’in, karısı Sevgi’ye bakışındaki o sahiplenici tavrı görünce, içindeki o kadim, kıskanç erkek uyanıyor. Kendi elleriyle kurduğu bu sahnede, başrolü Ersin’e kaptırmış bir yönetmen gibi hissediyor. Hem sahnenin başlamasını istiyor hem de o anın hiç gelmemesi için dua ediyor.
Sevgi, üzerindeki siyah elbisenin içinde kendini hiç olmadığı kadar savunmasız ama bir o kadar da diri hissediyor. Yıllardır Hakan’la olan güvenli, tahmin edilebilir hayatı onu bir uykuda gibi hissettirmişti. Ersin’in masadaki varlığı, odadaki oksijeni azaltıyor gibi. Sevgi, Hakan’a bakıyor; kocasının gözlerindeki o onay bekleyen, hafif korkmuş ifadeyi görüyor. Sonra Ersin’e bakıyor; Ersin’in bakışları çok daha net ve talepkar. Sevgi şu an bir yol ayrımında: Hakan’ı bu tehlikeli oyundan vaz mı geçirmeli, yoksa Hakan’ın ona açtığı bu kapıdan geçip hiç tanımadığı bir kadına mı dönüşmeli?
Ersin için durum Hakan veya Sevgi kadar karmaşık değil. O, davet edildiği bu “oyunun” kurallarını biliyor. Hakan’ın o medeni, nazik tavırlarının altındaki ezikliği seziyor ve bu durum Ersin’in iştahını kabartıyor. Sevgi’yi zaten hep beğenmişti ama arkadaşının karısı olduğu için mesafeliydi. Şimdi bizzat kocası tarafından bu “bariyer” kaldırılmış durumda. Ersin, sessizce şarabını yudumlarken sadece anı yaşıyor. Onun için bu gece bir sadakat testi değil, bir fetih. Hakan’ın gözlerinin içine bakarak Sevgi’nin eline dokunuyor; amacı sadece Sevgi’yi değil, Hakan’ın sınırlarını da test etmek.
Hakan’ın boğazı düğümlenir. Ersin’in o küstah ama haklı sorusu odada yankılanırken, Sevgi’nin bakışları kocasının üzerinde çivilenmiş kalır. Hakan, bir an için her şeyi durdurmak, “Şaka yapmıştık” deyip Ersin’i kapı dışarı etmek ister. Ama içindeki o tuhaf, karanlık merak ve haftalardır bu anın hayaliyle kurduğu baskı ağır basar.
Hakan, sesinin titremesine engel olmaya çalışarak mırıldanır:
“Eminim… Sorun yok. Rahatınıza bakın.”
Bu iki kelime, o evdeki tüm eski kuralları yerle bir eden bir patlama etkisi yaratır.
Hakan “devam” dediği an, Ersin artık misafir gibi davranmayı bırakır. Koltukta Sevgi’ye biraz daha yaklaşır. Bakışları artık Hakan’da değil, tamamen Sevgi’nin üzerindedir. Ersin’in kendine güvenen, hoyrat tavrı Sevgi’yi hem ürkütür hem de Hakan’ın o naif sevgisinde bulamadığı bir heyecanı tetikler. Ersin, Sevgi’nin kulağına eğilip bir şeyler fısıldarken, göz ucuyla Hakan’ın köşede nasıl bir tepki vereceğini süzer.
Sevgi, kocasının “devam” deyişindeki o kabullenişi gördüğünde içinde bir şeylerin kırıldığını hisseder. Hakan onu korumamıştır; aksine, onu bir başkasının kollarına itmiştir. Bu kırgınlık, tuhaf bir intikam duygusuyla birleşir. Madem Hakan bunu izlemek istiyordur, o zaman Sevgi de ona izleyeceği en gerçek, en sarsıcı sahneyi verecektir. Ersin’in dokunuşlarına artık çekingenlikle değil, beklenmedik bir tutkuyla karşılık vermeye başlar.
Hakan, köşedeki tekli koltuğa adeta çivilenir. Birkaç dakika önce hayalini kurduğu o “heyecan”, yerini saf bir acıya ve dehşete bırakmıştır. Karısını, bir zamanlar sadece kendisine ait olan o gülüşü ve dokunuşları bir başkasına verirken izlemek, ruhunu ikiye böler. Bir yanı bu sahneden kopamazken, diğer yanı odayı terk etmek için çığlık atmaktadır. Ama gidemez. Kendi başlattığı bu oyunun sonuna kadar seyircisi kalmaya mahkumdur.
