Evleneceğim Kız Patlak Çıkınca Konuyu Kankalarıma Danıştım Dehlediler; Demir, üç aydır evlilik hazırlığı yapıyordu. Gizem’le nişanlanmışlardı, ev tutulmuş, mobilyalar seçilmişti. Ancak düğüne bir ay kala, Demir geçmişe dair, canını sıkan bazı detaylar öğrendi. Gizem’in üniversite yıllarındaki bir ilişkisi, Demir’in kafasındaki “geleneksel gelin” profiline uymuyordu. İçini kemiren bu şüpheyle ne yapacağını bilemedi ve aynı akşam her zamanki kafede “konseyi”, yani can dostları Murat ve Serkan’ı topladı.
Masaya konuyu açtığında ortam birden buz kesti. Murat, masaya yumruğunu vurdu:
“Oğlum delirdin mi sen? Bizim gibi adamlara böyle kız yakışır mı? Yarın bir gün evlenince başın dik yürüyebilecek misin sokakta? Yol yakınken dehle gitsin, sana kız mı yok!”
Serkan da geri kalmadı, hemen arkasından gazı verdi:
“Murat haklı abi. Erkek adamın bir ağırlığı olur. Eğer bunu kabul edersen bizim aramıza da gelme, biz öyle geniş adamlar değiliz. Dehle gitsin.”
Demir, en yakınlarının bu sert çıkışı karşısında duraladı. İçindeki sevgi, bir anda yerini toplumsal baskıya ve “erkeklik gururuna” bıraktı. Kankalarının gözünden düşmek, yalnız kalmak istemiyordu. O gece eve gitti, Gizem’e tek kelime açıklama yapmadan, telefonlarını engelleyerek nişanı attı. Gizem günlerce ağladı, kapısına geldi ama Demir “kankalarına söz getirmemek” adına kapıyı açmadı.
6 Ay Sonra: Halı Saha Çıkışı
Aradan altı ay geçmişti. Demir, Gizem’i unutamamıştı. Ev bomboş kalmış, mobilyalar iptal edilmişti. Kankaları ise ilk birkaç hafta Demir’i teselli edip “Aslansın, kaplanısın” dedikten sonra yavaş yavaş kendi hayatlarına, kendi kız arkadaşlarına dönmüşlerdi. Demir artık geceleri tek başına sigara yakıp pişmanlıkla tavanı izliyordu.
Bir salı akşamı, her zamanki halı saha maçından sonra Murat ve Serkan duş almaya gitti. Demir’in telefonunun şarjı bittiği için, masada duran Murat’ın telefonundan saate bakmak istedi. Tam o sırada Murat’ın ekranına bir bildirim düştü. Mesaj, Serkan’dandı.
Demir, istemeden de olsa göz ucuyla mesaja baktı ve donakaldı. Mesajda aynen şu yazıyordu:
“Oğlum, Demir’i zamanında iyi kafalayıp kızı dehlettik ha. Kız harbiden çok güzeldi, Demir’e fazlaydı zaten. Geçen gün Gizem’i bir mekanda gördüm, yalnızdı. Ben bu hafta bir şansımı deneyeceğim, yazarım sana.”
Demir’in başından aşağı kaynar sular döküldü. Uğruna yuvasını yıktığı, “Benim iyiliğimi istiyorlar, delikanlı adamlar” dediği dostları, arkasından tamamen başka hesaplar peşindeydi.
O gece Demir şunu anladı: Murat ve Serkan, Demir’in iyiliğini falan istememişti. Sadece kendi komplekslerini, hasetlerini ve egolarını Demir üzerinden tatmin etmişlerdi. Demir ise el âlemin ve kankalarının lafıyla hareket ettiği için hem sevdiği kadını kaybetmişti hem de hayatının en büyük kazığını en yakınlarından yemişti.
Minibüse binip tek başına eve dönerken, cebindeki sessiz telefona baktı. Artık ne bir sevgilisi vardı, ne de güvenebileceği bir dostu.
Kıssadan Hisse: Demir gibi arkandan iş çevirenlerin gazıyla hayatını karartmak istemiyorsan; kararlarını kankalarına göre değil, kendi aklına ve kalbine göre al. Çünkü günün sonunda o evde yalnız kalacak olan sensin, onlar değil.
