Ufak Aletiyle Yeni Hizmetçinin Porno İzleme Alışkanlığını Alt Üst Etti; Annem, gençlik arkadaşı olan Meral Hanım’ın evimize yardıma geleceğini söylediğinde, bunun hayatımda bu kadar büyük bir gedik açacağını tahmin etmemiştim. Meral, annemin eski fotoğraflarındaki o neşeli kadına benziyordu ama bakışlarında fotoğrafların anlatamadığı bir derinlik, bir “hayat yorgunluğu” sanki bir porno izleme alışkanlığı vardı.

Her şey, mutfakta annemin dışarıda olduğu bir öğleden sonra başladı. Sadece bir bardak su almak için girmiştim. Meral, tezgahın üzerinde bir şeyler hazırlarken radyo hafifçe çalıyordu. Göz göze geldiğimiz o birkaç saniye, normalden uzun sürdü. O an, sadece bir “yardımcı” ya da “aile dostu” değil, orada kanlı canlı bir kadın olduğunu ilk kez fark ettim.

Birkaç gün sonra, odamda çalışırken kapı hafifçe tıklandı. Elinde bir tepsi kahveyle içeri girdi. “Çok çalışıyorsun,” dedi, sesi annemin arkadaşı gibi değil, sanki sadece benimle konuşan gizli bir müttefik gibiydi. Kahveyi bırakırken eli elime çarptı. O an ne onun ne de benim elimi çekmemesi, aramızdaki o görünmez sınırı sessizce yıktı.

Asıl kırılma noktası, annemin hafta sonu yazlığa gitmeye karar vermesiyle oldu. Ev devasa bir sessizliğe bürünmüştü. Meral, işlerini bitirmiş gitmeye hazırlanıyordu ama kapı eşiğinde durdu. “Ev çok boş kaldı, değil mi?” dedi. O cümleden sonra kelimeler anlamını yitirdi. Annemin arkadaşı olması, o an sadece bir detaydı; asıl gerçek, yasak olanın cazibesiydi.

O hafta sonundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Meral, sabahları annemle kahve içip hiçbir şey olmamış gibi mutfağa geçerken, ben odamda onun ayak seslerini takip ediyordum. Annemin yanındaki o “hanımefendi” maskesi, kapı kapandığı anda düşüyordu.

Artık evin içinde bir kod dilimiz vardı. Annem salonda televizyon izlerken, Meral koridordan geçerken elime bir not tutuşturuyor ya da mutfağa su içmeye gittiğimde parmak uçlarıyla koluma dokunup geçiyordu. Bu küçük temaslar, yakalanma korkusuyla birleşince sıradan bir ilişkiden çok daha sarsıcı bir hal alıyordu.

Bir salı günü, annem komşuya geçtiğinde Meral odaya girdi. Bu sefer kahve getirmemişti. Kapıyı içeriden kilitlediğinde duyduğum o küçük tık sesi, hayatımın en yüksek sesi gibi geldi. “Annen on beş dakikaya gelir,” dedi fısıltıyla. O on beş dakika, dünyanın geri kalanından kopuk, sadece nefes alışverişlerimizin duyulduğu bir zaman tüneli gibiydi.

Tam o sırada dış kapının açıldığını duyduk. Annem erken dönmüştü. Meral’in o andaki soğukkanlılığı ürperticiydi. Hemen eline toz bezini aldı, üstünü düzeltti ve kapıyı açıp koridora çıktı. “Ben de odanın camlarını havalandırıyordum,” dedi anneme, sesi o kadar doğal ve rahattı ki… O an anladım: Bu oyunun içinde sadece ben değil, o da ustalaşmıştı.

Meral’in tavırları, o riskli salı gününden sonra tuhaf bir özgüven kazandı. Artık sadece kaçamak bakışlar atmıyor, evde bir “misafir” ya da “çalışan” gibi değil, evin gizli ortağı gibi davranıyordu.

Bir akşam yemeğinde annem, “Meral, mutfak masrafları bu ay biraz fazla değil mi?” diye sorduğunda, Meral bana dönüp hafifçe gülümsedi ve “Gençler bazen geç saatte acıkıyor, özel istekleri oluyor, değil mi canım?” dedi. Annem hiçbir şey anlamadı ama o “canım” kelimesi, gırtlağıma dolanan bir ip gibiydi. Bana, sessiz kalmamın bir bedeli olduğunu hatırlatıyordu.
Bir gece odama girdiğinde bu kez heyecan değil, soğuk bir hesaplaşma vardı havasında. “Annene söylemelisin,” dedi. Kalbim duracak gibi oldu. “Neyi?” diye sordum. “Borçlarım birikti. Annene söylersen bana bir miktar borç verebilir ya da maaşımı iki katına çıkarır. Eğer sen aracı olursan asla reddetmez.”

İşte o an her şey kafamda netleşti. Meral, annemin arkadaşı olma avantajını ve benimle yaşadığı o anları birer koz olarak kullanıyordu.

“Ya söylemezsem?” diyecek oldum. Cevabı hazırdı, dudaklarında o tanıdık ama artık ürkütücü gelen gülümsemeyle yaklaştı: “O zaman o salı günü odanın kapısını neden kilitlediğimizi anlatmak zorunda kalırım. Sence annen kime inanır? Çocukluk arkadaşına mı, yoksa odasında gizlice onunla yakınlaşan oğluna mı?”

Leave a Reply

Your email address will not be published.