Yeşil Sahalarda Bulamadığı Teselliyi Yatak Odalarında Sarışın Hatunla Buldu; Yeşil Sahalar ve Gece Işıkları
Yıl 1990’ların sonu… İstanbul, üzerine çöken nemli sıcağı boğazın rüzgarıyla dağıtmaya çalışıyor. Şehrin bir yakasında, Kadıköy’ün o meşhur çimlerinde, Vedat için işler hiç yolunda gitmiyordu. Vedat, ayağına top yakıştığında tribünleri ayağa kaldıran, ama topu kaptırdığında da aynı tribünlerin uğultusunda kaybolan o “yetenekli ama küskün” yıldızlardandı.
O pazar akşamı, hakemin bitiş düdüğü Vedat’ın kulaklarında bir veda şarkısı gibi çınladı. Kaçan penaltı, direkten dönen şut ve yenilen son dakika golü… Soyunma odasındaki ağır sessizlikten kaçmak için formasını hızla çıkardı. Duşun altındaki soğuk su bile mağlubiyetin hararetini söndüremiyordu.
Firar
Gece yarısına doğru Vedat, Etiler’in neon ışıkları altında arabasını park etti. Üzerinde antrenman eşofmanları değil, jilet gibi bir ceket vardı. Girdiği kulübün en loş köşesine, kimsenin onu tanımayacağını umduğu o masaya oturdu. Ama kaderin (ve magazin muhabirlerinin) onun için başka planları vardı.
Tam o sırada, karşı masada oturan, bakışlarıyla adeta ofsaytı bozan bir kadınla göz göze geldi. Adı Leyla’ydı. Leyla’nın boynunda zarif, ince, sarı-lacivert bir fular bağlıydı. Vedat, rakip takımın bu kadar asil duran bir taraftarıyla karşılaşacağını hiç tahmin etmemişti.
Teselli
Leyla masaya yaklaştı, sandalyeyi çekti ve Vedat’ın önündeki bardağa baktı.
“Penaltıyı köşeye değil, kalecinin üzerine vursaydın ters ayakta kalırdı,” dedi sakince.
Vedat şaşkınlıkla kafasını kaldırdı. Bir “feda” değil, bir “taktik” gelmişti karşı taraftan. O gece ne futbolun sertliği kaldı, ne de taraftarın öfkesi. Vedat, 90 dakikada bulamadığı huzuru, o sarı-lacivert fuların gölgesindeki sohbette buldu. Leyla, sadece bir taraftar değil, Vedat’ın kaçırdığı her golü bir şiirle telafi eden bir limandı.
Manşetlere Düşen Aşk
Ertesi sabah gazete bayilerinin önünden geçenler, spor sayfasının en altında o ikonik başlığı gördü:
“VEDAT’IN DERBİSİ KALBİNDE BİTTİ!”
Yeşil sahalarda bulamadığı teselliyi, Fenerbahçeli bir kadında buldu.
Vedat o sezon gol kralı olamadı belki ama, o manşetten sonra her maça çıktığında tribünlerdeki uğultuyu değil, Leyla’nın o geceki sesini duydu. Çünkü bazen en büyük galibiyetler, uzatma dakikalarında değil, hayatın beklenmedik paslarında gizliydi.
