Kuryelerin İşi Zor Kanzi Doggy Style Bilmeleri Gerekiyor; Güneş batarken Mert, sipariş paketini beşinci kattaki dairenin önüne taşıyordu. Paketlerin üzerindeki adresi kontrol edip zile bastı. Kapı açıldığında, koridorun loş ışığında Meltem Hanım belirdi. Her zamanki zarafeti ve sıcak gülümsemesiyle, yalnız yaşadığı bu evde Mert’i kapıda karşıladı.

“Yine gecikmedin Mert evladım, sağ ol,” dedi Meltem Hanım, sesi yumuşak ve içtendi. Eşini kaybettikten sonra bu kocaman evde tek başına kalmıştı ve Mert’in haftada birkaç kez getirdiği siparişler, gün içindeki kısa ama kıymetli sohbetlerine vesile oluyordu.

Mert, elindeki paketi mutfak tezgahına bırakırken tebessüm etti. “Sizin siparişiniz olunca trafiği bile dinlemiyorum Meltem Teyze. Nasılsınız, gününüz nasıl geçti?”

“Nasıl olsun işte, ev işleri, biraz örgü… Ama seni görünce neşem yerine geliyor. Bir soluklan, hemen gitme. Bak, fırından yeni çıkardığım cevizli keki paketleyip sana vereceğim.”

Mert, kaskosunu dirseğine takıp mutfaktaki sandalyeye ilişti. Meltem Hanım taze keki dilimlerken Mert de günün yorgunluğunu, yollardaki stresi anlatmaya başladı. Meltem Hanım onu bir annenin, derin bir dostun şefkatiyle dinliyor; Mert ise her gelişinde bu evde bulduğu huzurla içini döküyordu.

Keki özenle kutuya yerleştiren Meltem Hanım, Mert’in omzuna elini koyup samimiyetle gülümsedi. “Kendine dikkat et yollarda, sen bana bir nevi evlat yadigarısın.” Mert, bu içten dokunuş ve sözlerle ısınan kalbiyle teşekkür etti, kaskosunu takıp kapıya doğru yöneldi. Bir sonraki siparişte yeniden buluşmak üzere vedalaştılar.

Mert, gece yarısı telefonuna gelen mesajı gördüğünde şaşırdı. Meltem Teyze, salondaki lambanın sigortasının attığını ve karanlıkta kaldığını yazmıştı. Kaskosunu kapıp hızla binaya gittiğinde, kapı aralıktı. İçeri girdiğinde ev mum ışıklarıyla aydınlatılmıştı ve ortalıkta bozulan bir sigorta yoktu.

Meltem Hanım, şık bir elbiseyle salonda duruyordu. Masanın üzerinde iki fincan sıcak çay ve hafif bir müzik vardı. Mert ne diyeceğini bilemezken, Meltem Hanım yumuşak bir sesle konuştu: “Kusura bakma Mert, sigorta bahaneydi. Ama bu kocaman evde yalnızlık bazen çok ağır geliyor ve bu gece sadece seninle konuşmaya ihtiyacım vardı.”

Mert, şaşkınlığını üzerinden atıp masaya oturdu. O gece saatlerce konuştular; hayatın yükünden, yalnızlıktan, hayallerden ve geçmişten bahsettiler. Mert, ilk defa birinin kendisini bu kadar derinden dinlediğini ve anladığını hissetti. Meltem Hanım ise Mert’in gözlerindeki içtenlikte, uzun zamandır unuttuğu bir sıcaklık buldu.

O geceden sonra aralarındaki bağ hızla derinleşti. Sipariş teslimatlarıyla başlayan tanışıklık, yerini gizli ama güçlü bir duygusal bağa bıraktı. Mert, günün tüm yorgunluğunu Meltem’in yanında unutuyor; Meltem ise hayatına gelen bu genç adamın enerjisi ve ilgisiyle yeniden yaşama sevinci buluyordu. İkisi de yaş farkının ve çevrenin ne diyeceğinin farkındaydı, ama birbirlerinin ruhuna kattıkları huzur, tüm endişelerin önüne geçmeye yetmişti.

Leave a Reply

Your email address will not be published.