Bayramın İkinci Günü Geldi Kuzen Mutfakta Sokma Bakireyim Nedir Seni Üzen; Bayramın ikinci gününün o tatlı telaşı yavaş yavaş geride kalıyordu. Misafirler uğurlanmış, salondaki kalabalık dağılmıştı. Evdeki sessizliği, mutfaktan gelen su ve tabak çanak sesleri bölüyordu.
Aslı, saçlarını tepesinde gelişigüzel toplamış, tezgahın önünde birikmiş dağ gibi bulaşıklarla mücadele ediyordu. Yorulmuştu ama günün güzel geçmiş olmasının verdiği bir huzur vardı üzerinde. Suyun sesi ve deterjan köpüklerinin arasında tamamen kendi düşüncelerine dalmıştı.
O sırada Bülent, koridorun parkelerinden neredeyse hiç ses çıkarmadan, usulca mutfak kapısından içeri süzüldü. Adımlarını o kadar dikkatli atıyordu ki, Aslı onun varlığından tamamen habersizdi. Bülent, tezgaha iyice yaklaştı. Aralarındaki mesafe kapandığında, muzip bir gülümsemeyle Aslı’nın arkasında durdu.
Aslı tam elindeki tencereyi durularken, Bülent kollarını yavaşça onun beline doladı ve başını omzuna yasladı.
Aslı irkilerek hafifçe sıçradı ama kokusundan gelenin Bülent olduğunu hemen anlayıp rahatladı. Yüzünde aniden bir tebessüm belirdi. Dirseğiyle Bülent’i hafifçe dürterek, “Aşkım ödümü kopardın, insan bir ses verir,” diye fısıldadı, ama sesinde en ufak bir kızgınlık yoktu.
Bülent geri çekilmedi, aksine omzuna küçük bir öpücük kondurdu. “Çok yoruldun bugün,” dedi şefkatli bir ses tonuyla. “Bırak onları, gel biraz dinlen. Ya da çekil bakayım, durulama işi bende.”
Aslı başını hafifçe yana çevirip Bülent’in gözlerinin içine baktı. Sosyal medyadaki o absürt akımlar, kafiyeli şakalar bir yana; bayramın en güzel anı, mutfaktaki bu sessiz ve huzurlu paylaşımdı.
