Üvey Kızının Yüksek Testosteron Seviyesi Cici Babayı Kan Ter İçinde Bıraktı; Akşam yemeği masasındaki çorba kâselerinden tütmeye devam eden buhar, odadaki klostrofobik havayı dağıtmaya yetmiyordu. Mahmut, elindeki kaşığı sessizce tabağın kenarına bırakıp alnında biriken iri ter damlalarını peçetesiyle sildi. Hemen karşısında oturan üvey kızı Melisa ise her zamanki gibi enerjik, hatta hevesli görünüyordu. Ancak bu heves, Mahmut’un gözünde tatlı bir genç neşesinden ziyade, yaklaşan bir kasırganın ilk sert rüzgârları gibiydi.
Melisa, profesyonel atletizm kariyerinin henüz başındaydı. Geçtiğimiz hafta rutin kontroller için yapılan kapsamlı hormon testlerinin sonuçları nihayet bu öğleden sonra çıkmıştı. Raporu ilk inceleyen Mahmut olmuş, sayfanın en altında beliren ve ortalama sınırların fersah fersah üzerini gösteren o rakamı görünce neye uğradığını şaşırmıştı: Melisa’nın vücudundaki yüksek testosteron seviyesi, doktora göre nadir görülen fakat ona inanılmaz bir kas gücü, patlayıcı bir dayanıklılık ve dinmek bilmeyen bir hiperaktivite veren biyolojik bir sürprizdi.
“Mahmut Baba, yarın sabah altıdaki salon antrenmanına benimle geliyorsun, değil mi?” dedi Melisa, tabağındaki bifteği çatalıyla tek hamlede keserken. Sesindeki netlik ve meydan okuma odanın duvarlarında yankılandı.
Mahmut güçlükle yutkundu. Melisa’nın bu sıra dışı fiziki avantajı ve yerinde duramayan yapısı, evdeki tüm dengeleri baştan aşağı değiştirmişti. Kızının antrenörünün “Ona ayak uyduracak bir antrenman partneri lazım” sözü üzerine Mahmut, cici babalık görevini üstlenip gönüllü olmuştu ama bunun bedelini ağır ödüyordu. Geçen hafta yapılan 10 kilometrelik tempolu koşuda Melisa parkuru nefes bile nefese kalmadan bitirirken, Mahmut yolun yarısında bir ağaç gölgesinde ciğerleri sökülürcesine öksürürken bulunmuştu.
“Tabii… söz verdim ya,” dedi Mahmut, sırtından aşağı süzülen soğuk teri hissederken.
Melisa gülümsedi. Sandalyesinden kalkarken omuz ve sırt kaslarının ne kadar belirginleştiği gözden kaçmıyordu. Salona doğru ilerlerken, “Harika! Yarın bacak günü. Ağır squat çalışacağız, ağırlıkları kaldırırken beni arkadan emniyete alırsın” diye seslendi.
Mahmut, koltuğuna biraz daha gömüldü. Şakaklarından süzülen ter damlaları masadaki örtüye damlarken kendi kendine mırıldandı: Melisa’nın kanındaki o bitmek bilmeyen güç ve hırs, bu evde sakin tek bir gün bile bırakmayacaktı. Ve o, bu yüksek tempoya ayak uydurmaya çalışırken daha çok kan ter içinde kalacaktı.
