Kalın Alet Seven Karısına Anakonda Sürprizi Yapan Sadakat Timsali Deyyus; Hakan, mahallede karısı Aydan’a olan aşırı düşkünlüğü ve her türlü kaprisine boyun eğmesiyle tanınan, “sadakat timsali” bir adamdı. Ancak Aydan’ın sürekli egzotik belgeseller izleyip, “Şu doğadaki ihtişama bak Hakan, her şey ne kadar kalın, ne kadar devasa!” diye iç geçirmesi, Hakan’da tuhaf bir takıntı başlatmıştı.
Hakan, karısının bu “heybet” merakını yanlış anlayınca, ortaya o meşhur trajikomik senaryo çıktı.
Hazırlık Aşaması
Hakan, karısı Aydan’ın doğum günü için internetin altını üstüne getirdi. “Kalın ve heybetli bir şey istiyor, madem ben yetmiyorum, doğa ana yetecek!” diyerek egzotik bir hayvan kaçakçısıyla anlaştı. Eve devasa bir kutu geldi. İçinde tam 5 metrelik, kaslı bir Anakonda vardı.
Hakan kendi kendine, “İşte gerçek sadakat budur; karın ne istiyorsa, gerekirse doğadan söküp getireceksin!” diyordu. Mahallelinin tabiriyle tam bir “genişlik” örneği sergiliyordu ama o bunu “hizmet” sanıyordu.
O Büyük An
Aydan işten gelip salonun ortasında kıvrılmış, bir ağaç gövdesi kalınlığındaki yılanı görünce çığlığı bastı.
Hakan: “Aydan! Bak hayatım, hep ‘kalın alet’ diyordun, ‘doğanın gücü’ diyordun. İşte sana gerçek bir heybet! Anakonda sürprizi!”
Aydan: “Hakan… Ben belgesel izlerken doğadaki estetiği kastediyordum, salonun ortasına canavar getirmeni değil! Bu hayvan bizi yutar!”
Sonuç: Sadakatin Bedeli
Olayın sonunda durum tam bir kara mizaha dönüştü:
Aydan, Hakan’ın bu saçma sapan “fedakarlığı” ve aşırı saflığı karşısında evi terk edip annesine gitti.
Hakan, yılanla baş başa kaldı. Mahalleli ona artık “Yılanlı Hakan” ya da o meşhur başlığın ironisiyle bakmaya başladı.
Anakonda, Hakan’ın en sevdiği televizyon koltuğuna el koydu.
Hakan ise hala kahvede oturup, “Ben karım için yılanı eve soktum, yine de yaranamadım,” diyerek kendi “sadakat” anlayışını savunmaya devam ediyor.
