Sonunda Yarrak Azmanı Seksi Üvey Annesinin Kokuşmuş Sulu Amcığına Çakabildi; Kerem, yağmurdan sırılsıklam olmuş bir halde anahtarını kilide soktu. İçeride kimsenin olmamasını umuyordu; zira elindeki siyah zarfın ağırlığı, evin içindeki o ağır sessizlikle birleşince omuzlarına daha çok biniyordu. Kapıyı usulca kapattı, ama koridorun sonundaki loş ışık birinin hala uyanık olduğunu fısıldıyordu.
Salona doğru bir adım attığında, koltukta oturan üvey annesi Selin’i gördü. Elinde soğumuş bir fincan kahve tutuyordu ve gözleri, camdan dışarıdaki karanlığa dikilmişti. Kerem’i fark ettiğinde bakışlarını yavaşça ona çevirdi. Bakışlarında suçlayıcı bir ifadeden ziyade, derin bir endişe ve sanki her şeyi biliyormuş gibi bir kabulleniş vardı.
“Bu saatte gelmeni beklemiyordum Kerem,” dedi sesi buz gibi bir sakinlikle. “Ya da belki de… o zarfla gelmeni bekliyordum.”
Kerem donup kaldı. Selin’in bu işle bir ilgisi olabileceği aklının ucundan bile geçmemişti. Babasının ölümünden sonra aralarında hep mesafeli bir saygı olmuştu ama Selin’in şu anki duruşu, evin içindeki tüm o sessiz yılların bir oyunun parçası olduğunu hissettiriyordu.
Selin ayağa kalktı, Kerem’e doğru birkaç adım attı ve elini uzattı:
“Baban o zarfı bana bırakman gerektiğini söylemişti. Onu koruyabileceğini mi sandın? Peşindekiler kapıya dayanmadan önce onu bana ver.”
