Mutfağı Temizleyen Üvey Annesine Deterjan Getirdi Derinliklerini Müthiş Prilledi; Gitmeme bir gün kalmıştı. Amcamlar bizi pikniğe davet etmişlerdi. Sabah 10:00 gibi hazırlandık, arabaya bindik. Önde babam ve kardeşim, arkada ben ve üvey annem vardık. Sol arkada oturan üvey anneme daha yakın olmak için, ortaya kayıp, ön koltukların arasından kardeşimle konuşmaya başladım. Önden gözükmeyen elimi, sola doğru, üvey annemin bacaklarına kaydırdım.

Üvey Annem elime çimdik attı. Hafiften dönüp baktığımda hınzırca gülümsüyordu. Sonra elimi kendisi alıp dizinin üstüne koydu. Ben de eteğinden içeri sokup, elimin ulaşabildiği kadar ileriye götürdüm. İnce naylon çoraplarının üstünden tatlı tatlı okşuyordum.

Birkaç dakika süren bu gizli ve çok tatlı oynaşmadan sonra arkama yaslandığımda göz göze geldiğimizde, bana, “Dün gece rahat uyudun mu tatlım?” dedi.

“Evet anneciğim, çok rahat uyudum!” dedim. Üvey Annem de benim gibi, yaşadığımız bu yasak aşktan çok büyük haz duruyordu. Konuşmadan, bakışıp gülümsedik. Bana göz kırptı.

Piknik yapacağımız yere amcamlardan biraz sonra ulaştık. Arabalardan inildi, malzemeler taşındı, mangal kuruldu, salatalar falan, herkes bir şeyler için koşturuyordu. Amcam, “Soğuk su almayı unutmuşuz!” diye söylendi. Ben de üvey anneme bakarak, “Yakınlarda bir market bulabilirim belki!” dedim. Babamdan arabanın anahtarını aldığımda üvey anneme bakıyordum. Üvey Annem isteğimi anlayıp,

“Ben de geleyim, sana yardımcı olurum. Hem pet bardak falan da almamız gerek!” dedi. Birlikte arabaya yürüdük ve bindik.

Yanımda oturuyordu ve sevişmeye başladığımızdan beridir ilk defa baş başa konuşma ortamı bulmuştuk. İkimiz de çok heyecanlıydık. Sesi titreyerek lafa girdi,

“Oğlum, bu yaptığımızın çok yanlış bir şey olduğunu biliyorsun, değil mi?” dedi.

“Evet biliyorum. Ama çok tatlı!” dedim.

“Tadımı çıkardığının farkındayım, kaç gündür mahvettin beni!” dedi kahkaha atarak.

Market bulmak bahanesiyle giderek uzaklaşıyorduk piknik alanından. Yeterince tenha olduğuna karar verdiğim bir yerde, arabayı yolun dışında, ormana doğru çevirerek park ettim. Araba durunca üvey annem şaşırdı ve biraz gülerek biraz da kızarak,

“Burada olmaz, saçmalama!” dedi. Ben hiç cevap bile vermeden hınzırca gülümsedim ve fermuarımı açarak, arabaya bindiğimizden beridir kazık gibi olan sikimi çıkardım. İlk defa yarağımı net olarak görüyordu. Gözlerini fal taşı gibi açarak, ellerini yanaklarına koyup, “Ooooo, bu ne böyle? Neden bu hale geldi şimdi bu?” diyerek gülmeye başladı.

“Senin yüzünden!” deyip, elimi başının arkasına götürdüm, saçlarına elimi dolayıp kendime çektim ve sıkı bir öpücük kondurdum pembe dudaklarına…

Gözler kapandı, diller buluştu. Birkaç dakika süren ateşli bir öpüşmeden sonra, dudaklarımdan ayrılıp yüzünü sikime getirdi. Eliyle gövdesinden kavrayarak, başına küçük bir öpücük kondurdu.

Sikime değen nefesi beni mahvediyordu. Gövdesini yukarı aşağı okşuyor, sıkıca kavrayıp öpüyordu. Sonra sikimin başında önce dilinin, sonra ağzının içinin ıslaklığını hissetmeye başladım.

Resmen üvey annemin ağzına vermiştim. Hem yaptığı yumuşak saksonun, hem de üvey annemin ağzına veriyor olmanın deli hazzıyla koltukta kıvranıyordum zevkten. Ağzının içinin her yerinde gezdiriyor, diliyle okşuyor ve bütün gücüyle emiyordu.

Ben de alttan alttan sikimi ağzına doğru sokup, annemin ağzını sikmenin tadını çıkarıyordum. Elimi kalçalarına doğru uzattım, külotlu çorabın üstünden götünü mıncıklıyor, kalçalarının sertliğini ve ateşini parmaklarımda hissediyordum.

Artık dayanamaz hale gelince sikimi iyice bastırıp gırtlağına kadar soktum ve başını sikime bastırırken fışkırmaya başladım ağzının içine… Ben boşaldıkça üvey annem döllerimi emdi ve yuttu. Kendime geldiğimde, annem yan tarafta oturmuş, gülerek bana bakıyordu.

“Yeter mi?” dedi ve o şuh kahkahalarından birini attı. Ben de, “Ölüyorum sana!” deyip, eğildim ve dudaklarına uzun ve ateşli bir öpücük verdim. Dudakları halen ıslaktı.

Sonra marşa bastım, market aradık, bulduk, soğuk su ve pet bardak alıp piknik yerine geri döndük. Toplu halde yapılan bir piknik, konuşmalar, kahkahalar… Kısacası çok keyifli bir gündü.

Ertesi gün uyandım, yola çıkacaktım. Gidene kadar hiç baş başa kalamadık. Sonra bütün aile olarak otogarda vedalaştık. Otobüsün penceresinden birbirimize el sallarken, üvey annemle benim bakışlarımız bambaşka tatlıydı.

Askerlik, artık olduğundan çok daha çekilmez hale gelmişti. Herkes gün sayarken, ben bir yandan da üvey anneme tekrar kavuşacağım günü sayıyordum. Üvey Annemi cep telefonundan aradığımda, yalnız yakaladığım anlarda, çok uzun ve sıcak konuşmalar yapıyorduk.

Onu ne kadar özlediğimi ve hayaliyle mutlu olduğumu anlatıyordum. O ise çoğu zaman duygusallığımla dalga geçip gülüyor ve beni kızdırıyordu. Bir keresinde yine beni böyle kızdırdığı bir konuşmada, ona,

“Bak bunun cezasını çok kötü ödeyeceksin!” dedim.

“Neymiş cezam?” dedi. Ben de, “Seni elime geçirdiğim ilk yerde, çok sert, döver gibi sikeceğim!” dedim. Nasıl büyük bir kahkaha attı anlatamam.

“Böyle cezaya can kurban!” dedi. Annemin de sikilmek için yanıp tutuştuğu çok belliydi.

Teskereme üç ay kala bir gün üvey annem beni aradı, “Oğlum haftaya babanın Ankara’da bir işi varmış. Ben de geleceğim onunla beraber!” dedi. Ben heyecandan deli oldum, çok sevindim. Ben ne kadar sevindiğimi uzun uzun anlatırken, annem, “Ama babanla geliyoruz, sakın saçma sapan hareketler yapma!” dedi gülerek.

“Tamam anneciğim, seni sadece görmek bile beni çok çok mutlu edecek!” dedim…

Gün gelip çattı ve ben üç günlük sadece çarşı izni alabildim. Annemler geldiler ve beni nizamiyede karşıladılar. Sarılmalar, öpüşmeler… Sonra bir yerde yemek yedik, Ankara’da biraz gezip dolaştık.

Annem eskisinden daha bir güzel ve diri olmuştu. Makyajı, giyimi dekoltesi çok çarpıcıydı. Bir kaç düğmesi açık gömleğinden gözüken meme çatalından gözlerimi almakta zorlanıyordum.

Akşamüstü kaldıkları otele gittik. Odada biraz oturup sohbet ettik. Babam bir türlü bir yerlere gitmiyor, bir türlü üvey annemle yalnız kalamıyorduk. Sonra ben kışlaya geri döndüm.

Ertesi gün yine aynı şekilde gelip aldılar beni, beraber kahvaltı falan derken, babam, iş için kısa bir süre yanımızdan ayrılması gerektiğini, bize gezip dolaşmamızı söyledi. Sevincimden içimden çığlıklar atıyordum. Annem, “Ne kadar sürer işin? Ona göre bir yerlere gidelim.” dedi. Babam da, “İki ya da üç saat sürer.” dedi. Babam arabayla gitti ve biz restoranda baş başa kaldık. Annemle karşılıklı gülüşerek bakışıyorduk. Ona, “İnanılmaz özledim seni!” dedim.

“Ben de seni tatlım!” dedi gülerek.

“Hadi kalk otele gidelim!” dedim ayağa kalkarak.

“Saçmalama olmaz!” diyerek kahkaha attı. Sonra, “Asla olmaz, yakalanırız! Hem söz vermiştin, bir şey yapmayacağız diye!” dedi. Ben de, “Asla, bu fırsatı kaçıramam, hem çok zor durumdayım, sana ihtiyacım var, lütfen!” dedim. Üvey Annem cilveli bir şekilde saçını düzelterek kalktı yerinden ve söylenerek arkamdan yürümeye başladı.

“Ay resmen başıma bela oldu bu delikanlı!” diye söyleniyordu.

Hemen bir taksiye atlayıp otele vardık. Hızı adımlarla içeri soktum üvey annemi ve resepsiyondan anahtarı alıp asansöre yürüdük. Asansörün kapısı açıldığında iki kişi vardı. Annem içeri girecek gibi olduğunda, onu tutarak asansördekilere, “Siz devam edin!” dedim ve kapı kapandı. Annem gözlerini ayırıp gülerek,

“Yok artık, asansörde de mi?” dedi. Ben de sırıtarak, “Asansördeki ilk anımızı unuttun galiba?” dedim. Boş asansör geldiği gibi daldık beraber…

Kat düğmesine basıp döner dönmez üvey annemin dudaklarına yapıştım. Ateşli bir öpüşme başladı. Annem bir an öpüşmeyi kesip, dudakları dudağımdayken, “Öldüreceksin sen beni!” dedi. Ben bu defa hem kıçını sıkıp, hem de daha sıkı öpmeye başladım. Kata geldiğimizin sinyali çalınca hemen toparlandık. Kapı açıldı, çıktık asansörden. Oda kapısını hızlıca açıp içeri girdik.

Ben kapıyı içerden kilitlediğim gibi pantolon ve tişörtümü çıkardım. Üzerimde sadece boxer vardı. Annem boy aynasının önünde durmuş saçlarıyla oynarken, bana bakıp gülerek,

“Zaman kaybetmem diyorsun yani!” dedi. Ben tekli koltuğa yayılarak oturdum, kazık gibi kalkmış sikim boxerde çadır kurmuştu. Anneme bakarak, “Gel!” dedim. O da üzerindeki incecik emprime elbisenin eteklerinden tutarak, sağa sola sallanarak dalga geçer gibi, “Olur efendimm! Tamam efendimm!” dedi ve kucağıma geldi ve kendini kollarıma bıraktı. Yumuşacık götü kucağımı doldurmuş ve kaskatı sikimi
eziyordu. Dekoltesinden açılan memelerinin çatalını öpmeye başladım. Bana, “Sen anneni kucağına oturtmaya utanmıyor musun?” dedi gülerek. Ben de, “O beni azdırmaya utanmıyor mu?” deyince, küçük bir tokat attı ağzıma. Ben de tokat attığı elini ağzımla yakalayıp, ısırmaya, parmaklarını emmeye başladım. Ben yaladıkça o daha çok sürmeye başladı elini dudaklarıma.

Sonra o elleriyle yanaklarımdan kavradı, yüzümü kendine doğru kaldırdı ve dilini ağzıma soktu. Ben dilini emip ıslaklığını yuttukça, o da memelerini elbiseden dışarıya çıkardı ve iki eliyle memelerini sıkıştırıp yüzüme dayadı. İki memesini birden avuçlarımla kavrayıp, ısırmaya, öpmeye, yalamaya başladım.

Kısık kısık inliyordu kucağımda. Çok özlemiştim ve deli gibi yiyordum. Kucağımda memelerini emdirirken, bir yandan kıçını sağa sola oynatıyordu ve sikimi kıçının arasına almaya çalışıyordu.

Azıcık doğrulup, tangasını bir çırpıda çıkardı kıçından. Ben de boxerimi çıkardım hemen. Tekrar kucağıma oturduğundan, götü çıplak, üstündeki elbiseden memeleri taşmış durumdaydı ve kalçalarının teninin yumuşaklığını kasıklarımda hissetmek beni deli etmişti.

Kucağımdayken, bir yandan yiyişirken, bir yandan da yavaş yavaş vücudunu bana doğru çevirdi ve bacaklarını ayırarak üstüme bindi. Amı sikime sürtünüyordu, çok ıslaktı ve aç kurt gibi birbirimize saldırıyorduk.

Islaklığından dolayı sikimin başı amının dudaklarının arasına girip girip çıkıyordu. Kucağımda kalçalarını avuçlayıp, boynunu, dudaklarını ve memelerini bir süre daha yedikten sonra, pozisyonu bozmadan kalçalarından tutup kucakladım, odanın ortasında biraz yürüdük öylece. Keyfinden bir kahkaha patlattı, “Ayyy resmen beni beceriyor oğluşum! Ha ha haa!” dedi. Bacaklarını belime dolamıştı sıkıca ve elleri yanaklarımda deli gibi öpüşüyorduk. Dudaklarımız mosmor olmuştu öpüşmekten.

Karşıdaki duvara sert bir şekilde yasladım ve sikimi iyice bastırdım amına doğru, ama kayganlıktan kaydı ve dışarı çıktı. Annem bir elini yüzümden kaldırıp aşağı doğru uzattı ve sikimin başını parmaklarıyla yönlendirerek amının dudaklarının arasına getirdi.

Ve ben tüm gücümle kendimi hızlıca bastırdım ve yarağımı köküne kadar sertçe soktum birden. Annem iyice duvara yapıştı ve “Ooffff harikaa!” diye bağırdı dudağımı ısırarak… Memeleri göğsümde eziliyor, seri darbeler halinde çatır çatır duvara dayamış sikiyordum üvey annemi. Annem zevkten kudurmuş, saçlarımı çekiştirip, yanaklarımı ısırıp, sikilmenin zevkini bağıra bağıra çıkarıyordu.

Uzun bir süre bu şekilde sikmeye devam ettim. Sonra kucağımda yine yürüyerek yatağa doğru gittim. Bacakları belime sımsıkı kenetliydi. Kendimizden geçmiştik.

Yatağın başına gelince ikimiz birden yatağa düştük ve sikim üvey annemin amının en derinlerine kadar daldı. Altıma aldığım üvey annemi şimdi çok şiddetli bir şekilde sikiyordum. Amının içinde sikimi sağa sola, yukarı aşağı kaydırarak amının her yerini sikiyordum.

Sonra ters çevirip yüzüstü yatırdım ve kasıklarının altına iki yastık birden yerleştirdim. Götü havaya kalkmış, sulu amcığı ortaya iyice çıkmıştı. Ata biner gibi bindim kıçına ve sikimi bir hamlede yine çok sert bir baskıyla geçirdim amına.

Zevkten kudurmuş deli gibi bağırıyordu. Saçlarını elime dolayıp çekerek destek alıyor ve köküne köküne sokuyordum üvey annemin amına. Ben vurdukça o daha da kıçını dikiyor ve benim baskıma karşılık veriyordu.

Daha fazla dayanamayarak, titreyerek, ağlamakla bağırmak arası bir haykırışla, çarşafları çekiştirerek orgazm oldu. Tamamen kendinden geçmiş, ter içerisinde yığılmıştı artık.

Ama benim sikim halen kazık gibiydi ve öyle bırakmaya niyetim yoktu. Kıçı yastığın üstünde dikili dururken, elimi amının suyuyla iyice ıslatarak parmağımı göt deliğinde gezdirip açtım biraz. Sonra kazık gibi olmuş sikimi bir hamlede götüne soktum.

Annem zevkten baygın halde yatarken, canı yandığı için öyle bir bağırdı ki! Ama benim bırakmaya niyetim yoktu ve sikim götündeyken üzerine iyice yapıştım ve götünü sikmeye devam ettim.

Kasıklarım dolgun kalçalarına çarptıkça odada sesler yankılanıyordu. Ve zevkten ölmek üzereyken ensesine dişlerimi geçirdim ve deli gibi boşaldım götünün içine…
Nefes nefese kalmış halde yan yana uzanıp dinlendik. Konuşmaya bile gücümüz kalmamıştı ve bulutların üzerindeydik.

Yattığım yerden göz ucuyla saate baktım. Tam bir saat olmuştu. Bir saat boyunca üvey annemle deliler gibi sikişmiş ve mahvolmuştuk. Zamanım çok kısıtlıydı, her saniyeyi değerlendirmeye kararlıydım.

Banyoya gidip küveti doldurdum. Dönüp yataktan üvey annemi kucaklayıp küvete götürdüm. Annem halen nefes nefeseydi.

“Burda da mı sikeceksin beni, azgın şey!” dedi ve kucak kucağa girdik içine. Daha tatlı ve şımarık öpücüklerle birbirimizi okşuyorduk suyun içinde.

Elim vücudunun her yerindeydi. Ben onun amını okşuyordum, o benim sikimi ve taşaklarımı okşuyordu. Ben üstüne çıkıp sikimi memelerinin arasına sürterken, o birden üstüme çıkıp amını ağzıma dayıyordu. Resmen şımarmış, keyif yapıyorduk gülüşmeler eşliğinde. Kucağımda dudaklarını dudaklarıma dayamış, “Ne güzel siktin sen öyle anneciğini, tatlım benim!” diyordu. Ben de kulak memesini emerken, “Bayılıyorum seni sikmeye anneciğim, amının tadına doyamıyorum!” diyordum. Bu şakalaşmamız iyice azmamızla sonuçlandı ve üvey annemi ayağa kaldırıp, kaymaması için duş musluğuna tutundurdum. Ben de iyice götüne yapışıp arkadan amına geçirdim.

Domalmış haldeyken, saçlarından sular damlarken, arkasında dönmüş yeşil gözleriyle bana bakıyor, gülümsüyor ve bir yandan da kıçını oynatıyordu. Deli ediyordu beni bu halleri.

Bir süre daha amını siktikten sonra, yüzünü bana çevirip, kafasından tutup sikimi ağzına soktum. Annem dudaklarını öpücük gibi yaptı ve ben dudaklarının arasından sikimi sokup çekmeye başladım. En sonunda iyice gelmeye yaklaştım ve sonuna kadar sokup, gırtlağına kadar bastırıp kasıla kasıla boşaldım ağzına.

Artık tamamen bitmiştik. Müthiş bir seksti. İkimiz de duş alıp kurulandık. Annem bir şort ve body giyindi. Ben de bir şort ve tişört. Yatağa uzandık yüz yüze bakarak gülümsüyorduk. Babam gelene kadar müzik dinleyip sohbet ettik. Annem, “Ölüp bittim ya! Neler yaptın sen bana öyle? Ne sapıklıklar varmış meğer senin içinde!” dedi.

“Ben de öldüm bittim anneciğim. Şu an mutluluktan uçuyorum!” dedim.

“Uçmak güzel de, nereye gidecek bu iş? Nereye kadar?” dedi.

“Kime ne zararımız var ki anne? Bir başkası bilmedikçe, bize de bu tadı yaşamak düşer bence!” dedim.

“Bak bak, nasıl da kurnaz kurnaz annesini ayartıyor!” dedi ve tutup başımı memelerinin üzerine koydu. Yavaş yavaş uykuya dalacaktık ki, üvey annemin telefonu çaldı. Arayan babamdı, işi bitmiş bizi almaya geliyormuş, nerde olduğumuzu soruyordu. Annem de, “Biraz başım ağrıdı, otele geldik, azıcık uyudum, otelin önüne gelip al bizi!” dedi.

Kalkıp toparlandık, odadan çıkmadan önce aşk dolu bir veda öpücüğü yaptık uzun uzun ve odadan çıktık. Odayı temizlemeleri için anahtarı resepsiyona teslim edip çıktık.

Hep beraber güzel bir akşam yemeği yedik. Çok acıkmıştık. Sonra beni kışlaya bıraktılar. Ertesi gün de sıradan bir şekilde gezip dolaştık Ankara’da.

Sonra üvey annemler İstanbul’a geri dönüler. Teskereye kadar hiç görüşmedik ve yaşadıklarımızın hayali beynimde dönüp durdu aylarca…

Leave a Reply

Your email address will not be published.