Lezbiyen Sevgilisine Biçilen Değerle Planlar Yaparken Acı Çektiğini Görünce Gözleri Doldu; Gece yarısı, şehrin en yüksek kulelerinden birinin soğuk, metalik asansörü yukarı çıkarken içindeki sessizlik ağırdı. Deniz, avuç içlerinin terlediğini hissediyordu. Yanında duran Lara ise her zamankinden daha dik, daha ifadesiz bir suratla karşıya bakıyordu. Bu, ikisinin de planladığı bir şey değildi; ama hayat bazen insanı köşeye öyle bir sıkıştırırdı ki, kaçış yolu sadece bir “bedel” karşılığında açılırdı.

Kapı açıldığında onları bekleyen adam, soğuk bir nezaketle içeri davet etti. Ev, lüksün içinde boğulan ama ruhu olmayan bir yerdi. Pazarlıklar haftalar öncesinden yapılmış, rakamlar konuşulmuştu. Deniz, Lara’nın koluna hafifçe dokundu. Bir şeyler söylemek, “Hadi gidelim” demek istedi ama boğazındaki yumru buna izin vermedi. İhtiyaç duydukları o para, masanın üzerindeki bir zarfın içinde, o odaya girmeyi bekliyordu.

Lara, Deniz’in gözlerine son kez baktı. O bakışta hem bir veda hem de “bizim için yapıyorum” diyen yıkıcı bir kararlılık vardı. Adam, Lara’nın beline elini koyup onu yatak odasına doğru yönlendirdiğinde, Deniz salonun ortasında yapayalnız kaldı.

Deniz, şık ama rahatsız deri koltuklardan birine çöktü. Kapı kapandı. İçeriden gelen sesleri duymamak için kulaklarını tıkamak istedi ama yapamadı. Zihninde Lara ile geçirdiği o masum sabahlar, birlikte paylaştıkları ucuz kahveler ve birbirlerine verdikleri sözler canlandı. Lara, kendi ruhundan bir parçayı, sadece ikisinin geleceğini kurtarabilmek için o odada bırakıyordu.

Lara’ya biçilen bu “değer” —masadaki o zarf— Deniz’in midesini bulandırdı. Sevdiği kadının, başka birinin dokunuşuna maruz kalmasına “göz yummuştu”. Bu, sadece bir fedakarlık değil, aynı zamanda ikisinin de içindeki bir şeylerin sonsuza dek kırılmasıydı.

Yaklaşık bir saat sonra kapı açıldı. Lara, üzerinde biraz önce giydiği ama artık üzerine emanet gibi duran kıyafetleriyle dışarı çıktı. Yüzü kireç gibiydi, bakışları ise bomboştu. Adama bakmadan, doğrudan masanın üzerindeki zarfa uzandı.

Deniz ayağa kalktı. Lara’nın titreyen ellerini, dağılmış saçlarını ve bakışlarındaki o derin, onarılamaz acıyı gördüğünde göğsüne bir balyoz inmiş gibi hissetti. Lara, parayı değil, sanki kendi haysiyetini o masadan alıyormuş gibi görünüyordu.

Deniz, sevdiği kadının bu plan uğruna nasıl paramparça olduğunu en yakından izlemişti. Onu koruyamamış olmanın, bu duruma razı gelmenin ve Lara’nın o sessiz çığlığını yüzünde görmenin ağırlığıyla gözleri doldu.

Lara parayı çantasına atarken, Deniz’in gözlerinden bir damla yaş yanağına süzüldü. Artık paraları vardı, planları işe yaramıştı; ama birbirlerinin yüzüne bakarken görecekleri o “acı”, hiçbir paranın satın alamayacağı kadar büyüktü.

Sessizce evden çıktılar. Asansör aşağı inerken, Deniz sadece Lara’nın buz gibi elini tuttu. Kimse konuşmadı, çünkü kelimeler o odada çoktan ölmüştü.

Leave a Reply

Your email address will not be published.