Klasik Çamaşır Makinesine Sıkışan Üvey Kız Kardeşini Kurtaran Sapkın Ağabey; Mert, mutfaktan gelen garip sesleri duyduğunda elindeki oyun kolunu bırakıp içeri yöneldi. İçeride, üvey kız kardeşi Selin’i çamaşır makinesinin kapağından içeri doğru garip bir açıyla eğilmiş halde buldu.
Selin: “Mert! Sanırım… sanırım sıkıştım!”
Mert duraksadı. Zihninden bir anlığına o malum internet şakaları, binlerce kez izlenen o saçma sapan kurgu videolar geçti. Kendi kendine, “Yok artık, bu o an mı?” diye düşündü. Ama durumun ciddiyeti (veya absürtlüğü) hemen kendini belli etti.
Mert: “Selin, dalga mı geçiyorsun? Makinenin içine neden girmeye çalışıyorsun? Sen kedi misin?”
Selin: “Girmeye çalışmıyorum! En arkaya kaçan o meşhur tek kalan çorabımı almaya çalışırken omzum takıldı. Hayır, ciddiyim, çıkamıyorum!”
Mert derin bir nefes aldı. İçindeki o “internet kahramanı” olma isteği yerini saf bir bıkkınlığa bıraktı. Telefonunu çıkarıp durumu videoya çekmeyi düşündü ama Selin’in o anki yüz ifadesi (biraz panik, biraz utanç) buna engel oldu.
Dramatik Dönemeç
Mert yaklaştı ve Selin’in kolundan tutup çekmeye çalıştı. Ama Selin, yeni aldığı ve üzerine yapışan o dar spor ceketi yüzünden makinenin körüğüne adeta mühürlenmişti.
Plan A: Çekmek (Başarısız: Selin’in çığlığı mutfakta yankılandı).
Plan B: Zeytinyağı sürmek (Başarısız: Mutfak mahvoldu, Selin hala orada).
Plan C: Mantıklı davranmak.
Mert: “Tamam, sakin ol. Şimdi makineyi sökeceğim.”
Selin: “Saçmalama Mert! Annemler gelince ne diyeceğiz? ‘Selin çorap uğruna makineyle bütünleşti’ mi?”
Mert tornavidayı getirdi. Yarım saat boyunca, o internet videolarındaki “kahramanca” tavırlardan eser kalmadan, ter içinde kalarak makinenin ön panelini gevşetti. Selin bu sırada arka arkaya “Neden ben?” diye mırıldanıyordu.
Final: Acı Gerçek
Sonunda metal aksam biraz esnedi ve Selin, sanki bir doğum gerçekleşiyormuşçasına makineden dışarı yuvarlandı. Elinde ise o meşhur, her şeyi başlatan şey duruyordu: Yırtık, eski bir çorap.
Mert yerdeki zeytinyağı lekelerine, sökülmüş makine parçalarına ve saç baş dağılmış Selin’e baktı.
Mert: “Biliyor musun, internette bu işler çok daha… hızlı ve farklı bitiyordu.”
Selin: “Bir kelime daha edersen o çorabı sana yediririm Mert.”
Mert güldü. En azından artık elinde, her aile yemeğinde anlatabileceği, Selin’i ömür boyu utandıracak gerçek bir hikaye vardı.
