Havaların Biraz Isınmasıyla Fırsatı Kaçırmayan Üç Harfli Evli Market Çalışanı Üzerine Fışkırttırıyor; Reyhan, o sabah marketin ağır demir kepenklerini kaldırırken nisan güneşinin ilk sıcak dalgasını ensesinde hissetti. Evliydi; sabahın köründe eşini işe yolcu etmiş, kendi payına düşen ev işlerini hızlıca toparlayıp yaka kartını takmıştı. “Üç harfli” marketin o bitmek bilmeyen aktüel ürün telaşı başlamak üzereydi.

Reyhan, sırılsıklam olan önlüğünü çekiştirirken marketin kapısında siyah, lüks bir arazi aracı durdu. İçeriden inen, marketin sürekli müşterilerinden olan ve mahallede “Beyefendi” diye bilinen o adam, Reyhan’ın halini görünce duraksadı.

“Reyhan Hanım, bu ne hal? Sırılsıklam olmuşsunuz,” dedi adam, samimi bir endişeyle.

Reyhan, fıskiye kazasını anlatırken adam gülümsedi. “Bakın, ben de tam o arızalı fıskiye sistemlerinden anlayan bir ustaya gidiyordum. Bizim dağ evinin bahçesi de aynı dertten muzdarip. Sizi bu halde burada bırakmayalım, hem yolumun üzeri hem de şu üstünüz başınız rüzgarda kurur. Sizi eve bırakabilirim ya da isterseniz temiz hava alacağınız o sakin güzergahtan geçelim, şu stresiniz dağılsın.”

Beklenmedik Yolculuk:
Reyhan, nisan sıcağında o basık markette on saat geçirmektense, bir anlık kararla teklifi kabul etti. Araba, şehrin gürültüsünden uzaklaşıp çam ağaçlarının olduğu o meşhur orman yoluna saptı.

Ormanın Sessizliği: Arabadan indiklerinde, Reyhan’ın üzerinde hala o ıslak market önlüğü vardı. Ormanın serin havası, üzerindeki nemi bıçak gibi kesiyordu.

Tuhaf Bir Tezat: Az önce “üç harfli” marketin dar koridorlarında koli taşıyan Reyhan, şimdi devasa çam ağaçlarının altında duruyordu. Yanındaki müşteri, ona bagajdan temiz bir battaniye uzattı.

Fark Edilmeyen Kamera: Şehrin girişindeki o “tık avcısı” genç, bu lüks aracın marketin önünden bir kadın çalışanı alıp ormana doğru sürdüğünü görmüş ve çoktan peşlerine takılmıştı bile.

Leave a Reply

Your email address will not be published.