Evli Komşusunun Dantelli Külodunu Araladı Damarlı Kıllı Yarağını Yaraladı; Sinem, Fatih’in yerdeki anahtara bakarken takındığı tuhaf tavırdan rahatsız olup bir adım geri çekildi. O sırada talihsiz bir kaza yaşandı; Sinem, sehpanın köşesine çarpan çamaşır sepetini devirdi. Sepetin içindekiler halının üzerine saçıldı.

Fatih, gayriihtiyari bir refleksle eğilip yerdekileri toplamaya yeltenince, bakışları bir anlığına Sinem’in sepetten fırlayan dantelli küloduna takıldı.

Ortamda buz gibi, aşırı gergin bir sessizlik oluştu. Sinem, utançtan ve şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez halde hızla eğilip eşyasını avucunun içine gizledi. Ancak Fatih’in yüz ifadesi beklediği gibi bir mahcubiyetten ziyade, sanki çok daha derin ve rahatsız edici bir düşünceye dalmış gibiydi.

Fatih, gözlerini kaçırmadan ve sesi titremeden konuştu:

“Bu evde hiçbir şey göründüğü kadar masum değildir Sinem. En özel anların bile duvarlar tarafından izlendiğini hissetmiyor musun?”

Bu sözler, Sinem’in yaşadığı utancı bir anda yerini buz gibi bir korkuya bıraktı. Komşusunun bu kadar yakınında olması ve evin mahremiyetine dair bu kadar cüretkar konuşması, gizemin dozunu iyice artırmıştı.

Sinem’in yüzü bir anda alev alev yandı. O anın getirdiği şaşkınlık ve utançla donup kalmışken, Fatih beklenmedik bir hamle yaptı. Sinem’in uzanmasına fırsat kalmadan, Fatih yavaşça eğildi ve o dantelli külodu yerden aldı.

Parmaklarının ucuyla kumaşı tutarken, gözleri bir an bile Sinem’in üzerinden ayrılmadı. Bu hareket, sıradan bir yardımseverlikten çok uzaktı; odadaki hava bir anda elektriklenmiş, utanç yerini ağır bir gerilime bırakmıştı.

Odadaki Sessizlik
Sinem nefesini tutmuştu. Fatih, elindekini ona hemen uzatmak yerine bir saniye kadar inceledi. O kısa saniyeler Sinem’e saatler gibi gelmişti. Fatih’in bakışlarında hem garip bir merak hem de çözülmesi zor bir ciddiyet vardı.

“Eşyaların,” dedi Fatih, sesi fısıltı kadar kısık ama ürpertici bir netlikteydi. “Onlara sahip çıkmalısın Sinem. Bu evde sahipsiz kalan her şey, bir şekilde kaybolur.”

Fatih, elindeki dantelli parçayı Sinem’e doğru uzattı. Sinem, parmakları titreyerek eşyayı onun elinden çekip alırken, elleri birbirine değdi. Fatih’in teni buz gibiydi, bu da Sinem’in içindeki o huzursuzluk hissini iyice tetikledi.

Sinem’in Tepkisi: Hızla arkasını döndü ve eşyayı sepetin en altına sakladı. “Teşekkür ederim… Ben hallederim, siz lütfen geçip oturun,” diyebildi, sesi titriyordu.

Fatih’in Tavrı: Fatih hiç istifini bozmadan, sanki az önce yaşanan o tuhaf an hiç olmamış gibi, salonun ortasında dikilmeye devam etti. Bakışları yine o meşhur aynaya kaymıştı.

Sinem artık emindi; karşısındaki bu adam sadece yardımsever bir komşu değildi. Onun bu evle, hatta belki de Sinem’in en özel eşyalarıyla ilgili bilmediği bir bağı vardı.

Leave a Reply

Your email address will not be published.