Doğum Günümde Beni Yalnız Bırakmayan Kankim Hediyemi Ağzıma Verdi; Büyük Sürpriz: “Aç Ağzını Yum Gözünü”
Doğum günümün akşamıydı. Kafe kalabalıktı, masada pasta mumları sönmüş, herkes hediyelerini birer birer uzatmıştı. Sıra bizimkine, yani “vukuat kraliçesi/kralı” olan kankama gelmişti. Elini masanın altına daldırdı, bir şeyler karıştırdı ama asla kutu falan çıkarmadı.
“Kanka,” dedi, gözlerinde o meşhur muzip parıltıyla. “Biliyorsun ben klasik şeyleri sevmem. Hediyen biraz… taze. O yüzden paketlemedim.”
Haliyle meraklandım. “E çıkar bakalım, merak ettim,” dedim.
“Olmaz,” dedi ayağa kalkarak. Yanıma kadar geldi. “Kapat gözlerini, aç ağzını. Ama sakın çiğneme, tadını alacaksın.”
Etraftakiler gülüşmeye başladı. Ben de herhalde çok özel bir çikolata ya da yurt dışından gelen garip bir şekerleme falan sanıp saf saf gözlerimi kapattım, ağzımı açtım. O an soğuk, sert ama metalik olmayan bir şeyin dilime değdiğini hissettim.
“Yutma sakın!” diye bağırdı.
Gözlerimi bir açtım ki; kankam elinde tuttuğu, ucu bir kolyeye bağlı olan “dünyanın en küçük dürümü” minyatürünü ağzıma sokmuş, gülmekten yerlerde sürünüyor. Meğer her hafta sonu dürümcüye gittiğimiz için bana özel bir gümüş kolye ucu yaptırmış ama takdim şekli tamamen onun vizyonuna (!) kalmış.
