Beraber Pıtlandığı Karısıyla Unutulmaz Bir Gece Yaşayan Pro Gavat; Dışarıda dinmek bilmeyen bir yağmur, camları sertçe dövüyordu. Akşam yemeğinin huzurlu sessizliği, kapının üç kez, kararlı bir şekilde vurulmasıyla bozuldu. Kapıyı açtığımda karşımda ıslanmış, gri pardösülü ve bakışları derin bir adam duruyordu.
“Cem?” diye fısıldadı eşim Esin arkamdan. Sesi hem bir tanıma hem de derin bir endişe barındırıyordu.
İçeri buyur ettik. Adam, salonun ortasında dururken çevresine sanki bir müzeyi inceler gibi bakıyordu. Esinin elleri titriyordu; mutfağa çay yapmaya gittiğinde Cem bize döndü ve o soğuk sesiyle konuştu:
“On beş yıl önce, Esinin o kazadan sağ çıkması için hayatımı riske attığımda, bir gün kapınızı çalacağımı biliyordum. O gün bana ‘ne istersen’ demiştiniz. Şimdi o günü tahsil etmeye geldim.”
Cem bir suçlu değildi, bir kahramandı. Ancak kahramanların bazen ödenemeyecek kadar ağır bedelleri olurdu. Karımın hayatını ona borçluydum ama şimdi bizden istediği şey, kurduğumuz bu düzenin temellerini sarsacak cinstendi.
