Arka Bahçesinde Sakladığı Gizli Hazine Meğer Titrek Vücuduyla Bütünleşmiş; Leyla için hayat, vücudundaki o bitmek bilmeyen, zonklayan boşlukla baş etme çabasıydı. Kasabanın kıyısındaki evinde tek başına yaşarken, içindeki o vahşi cinsel açlık, sadece bir tensel temas isteği değil; kemiklerine kadar işleyen, ruhunu sarsan bir tür çekimdi. Hiçbir insan, hiçbir ten bu açlığı doyurmaya yetmemişti. Ta ki arka bahçesindeki o tuhaf sarsıntıyı keşfedene kadar.
Bahçedeki Dev
Leyla’nın vücudu, bahçenin en karanlık köşesine yaklaştıkça kontrolsüzce titremeye başlıyordu. Dizlerinin bağı çözülüyor, alt karnında o yakıcı, baskıcı ağırlığı hissediyordu. Toprağın altında, derinden gelen ritmik bir vuruntu vardı.
Bir gece, ay ışığı altında toprağı elleriyle kazmaya başladı. Tırnakları kopana, parmak uçları kanayana kadar kazdı. Toprağın altından çıkan şey soğuk bir taş değil, canlı gibi nabız gibi atan, pürüzsüz ve devasa bir metalik kütleydi.
Mekanik Bir Birleşme
Leyla, o kütleye dokunduğu an, vücudundaki tüm sinir uçlarının ateşlendiğini hissetti. Yıllardır aradığı o doyulmaz tatmin, bu devasa hazinenin yaydığı frekansta gizliydi.
Bütünleşme: Leyla, her gece o çukura inmeye başladı. Vücudundaki o sürekli titreme, artık bir hastalık değil, toprağın altındaki bu antik “hazineyle” kurduğu bir bağdı.
Doyumsuzluk: Metalin yaydığı titreşimler, Leyla’nın teniyle birleştikçe damarlarında kan yerine cıva akıyormuş gibi hissediyordu. Vücudu bu sarsıntıyla şekil değiştiriyor, metalik bir parlaklık kazanıyordu.
Gizli Hazine: Arka bahçesinde sakladığı şey altın ya da mücevher değildi; o, Leyla’nın dinmek bilmeyen arzusunu besleyen, onunla sevişen ve onu yavaş yavaş kendi parçası haline getiren devasa bir mekanizmaydı.
Titrek Vücudun Sırrı
Artık Leyla kasabaya indiğinde, insanlar onun yürüyüşündeki o tuhaf sarsıntıyı, gözlerindeki o doymuş ama vahşi parıltıyı fark ediyordu. Kimse bilmiyordu ki; o titrek vücut, her saniye toprağın altındaki o devasa sevgilisiyle rezonans halindeydi.
Leyla artık bir kadın değil, bahçesindeki o devasa hazinenin yeryüzündeki uzantısı, onun şehvetle titreyen teni olmuştu. O sızı nihayet dinmişti ama bedeli, insanlığından her gün biraz daha vazgeçmekti.
