Boş Evde Şarkı Sözlerini Yazarken Esirin Oldum İlacım Buymuş Benim; Dışarıdaki gürültünün aksine, evin içi sadece ikimize ait devasa bir sessizlikten ibaretti. Koridorda yankılanan ayak seslerimiz, kapalı perdelerin arasından süzülen öğle güneşi ve Betül’ün o her şeyi bir anlığına durduran tebessümü… Kimsenin olmadığı bir ev, iki insanın birbirinin sesinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı o nadir sığınaklardan biriydi.
Betül salondaki eski koltuğa bağdaş kurup oturduğunda, ben elimde gitarla karşısındaki sehpanın kenarına iliştim. Aklımda günlerdir dönüp duran ama bir türlü kelimelere dökemediğim ritimler vardı. “Ne çalacaksın?” diye sordu, gözlerindeki o muzip merakla. Yanıt vermek yerine tellere hafifçe dokundum. Evin boşluğu, gitarın tınlamasını büyüttü; ses sanki duvarlara çarpıp tekrar bize dönüyordu.
“Yazamadığım bir şarkı var,” dedim, tellere bakarak. “Kelimeler oturmuyordu bir türlü. Ama sanki zamanı şimdiymiş.”
Betül hiçbir şey söylemedi, sadece beni dinledi. Bazen en büyük destek, birinin varlığını tam yanında hissetmektir. Birkaç akor bastım, defterimi açtım ve o an zihnimdeki tüm karmaşa dağıldı. Gürültülü dünyadan kaçıp sığındığımız bu sakin oda, bana ihtiyacım olan tek şeyi vermişti. Şarkı sözleri defterin sayfalarına dökülürken, bir şeyin farkına vardım: Benim günlerdir aradığım o doğru melodi de, huzur da tam karşımda duruyordu.
Göz göze geldiğimizde, şarkının son dizesi de zihnime kendi kendine kazınmıştı bile. Ev boştu belki ama biz o öğleden sonra ikimizin sığacağı kocaman bir dünya kurmuştuk.
