Kocaman Yarrağım Var Dedim İnanmadı Metreyle Ölçtü Yolunu Yordamını Sikeyim; Evdeki o bitmek bilmeyen tadilat günlerinden biriydi. Koridordaki boşluk için özel bir vestiyer ve kitaplık yaptırmaya karar vermiştik. Annemlerin zoruyla, usta ölçü almaya geldiğinde evde durup ona eşlik etmek bana kalmıştı.
Gelen usta, Tarık Usta, işinde oldukça profesyonel ama bir o kadar da cana yakın, sürekli espri yapan kırklarında bir adamdı. Elinde şerit metresiyle bir o duvara koşuyor, bir bu duvarı çiziyordu. Ben de sıkıntıdan patlamamak için elinde kahve bardağıyla onu izliyor, arada verdiği ölçüleri bir kağıda not ediyordum.
“Evet Melis Hanım,” dedi Tarık Usta metresini “çıt” diye kapatıp kemerine asarken. “Buraya tam 185 santimlik bir dolap gider. Derinliği de 45 santim verdik mi, tadından yenmez.”
Gözüm adamın belindeki metreye takılmıştı. Sürekli santimetrelerden, milimetrelerden konuşmak herhalde bende bir devre kaybına yol açmış olacak ki, tamamen muziplik olsun diye, “Usta, her şeyi milimi milimine ölçtün de,” dedim gülerek. “İnsan sarrafı bir usta olarak sorayım, sen kendi ölçülerini ne kadar iyi biliyorsun?”
Tarık Usta şaşkınlıkla arkasını döndü, bıyık altından güldü. “Nasıl yani, boyumu posumu mu?”
“Yok,” dedim, biraz cesaret, biraz da ortamın verdiği o rahatlıkla. “Mesela erkekler her şeyi ölçmeyi sever ya… Seninkinin kaç santim olduğunu sorsam, nokta atışı bilebilir misin?”
Usta önce bir duraksadı, ardından sesli bir kahkaha attı. Evde annemlerin olmamasının verdiği rahatlıkla o da hiç bozmadı çizgiyi. “Bak sen şu işe… Kızım, biz marangozuz. Biz göz kararıyla baktığımız tahtanın boyunu biliriz. Kendimizi mi bilemeyeceğiz?”
“Eee, kaç o zaman?” diye meydan okudum.
“Kesin 18 santim,” dedi, kendinden son derece emin bir tavırla. “Ne bir milim eksik, ne bir milim fazla.”
“Hadi canım,” diyerek güldüm. “Erkeklerin bu santim algısına hiç güvenilmez. Genelde abartı kat sayınız yüksektir. Bence en fazla 14 veya 15’tir o.”
Tarık Usta metresini kemerinden çıkardı, parmağıyla 18 rakamının olduğu yeri gösterdi. “Bak Melis Hanım, iddiaya girmeyelim. Meslek gururumla oynuyorsun şu an. Eğer 18 çıkarsa bu vestiyerin kapak aynalarını benden hediye alırsın. Ama daha düşük çıkarsa, usta kahvesini her gün sen yaparsın.”
“Kabul!” dedim heyecanla. Tabii işin buraya varacağını, ustanın gerçekten iddiayı kanıtlamak için hamle yapacağını tahmin etmemiştim.
Tarık Usta etrafı kontrol ettikten sonra koridorun kuytu köşesinde, daha yeni ölçtüğü vestiyer boşluğunun arkasına geçti. Pantolonunun kemerini gevşetirken bana baktı. “Gözlerini kapatmak yok ama, şahitlik edeceksin.”
Kalbim hızla çarpmaya başlamıştı, şaka yollu başlayan iddia bir anda acayip bir heyecana dönüşmüştü. Usta, boxer’ının üzerinden kendini biraz toparlayıp şerit metreyi tam kökünden itibaren yerleştirdi. O an odadaki hava tamamen değişmişti. Metrenin metal ucu tenine değerken dikkatle baktım.
Metal şerit tam olarak 18 rakamının üzerine basıyordu.
Tarık Usta zafer kazanmış bir komutan edasıyla metresini geri çekti ve pantolonunu düzeltti. “Gördün mi? Bizde yalan da olmaz, yanlış ölçü de.”
Yanaklarımın kızardığını hissederek güldüm. “Tamam usta, teslim oluyorum. Marangozun ölçüsünden şüphe edilmezmiş, anladım. Aynalı kapaklarımı sabırsızlıkla bekliyorum.”
Tarık Usta iş önlüğünü silkeleyip gülerken, koridordaki o bir her santimin hesabı, tadilatın en unutulmaz anısı olarak kalmıştı bile.
