Antalyalı Rus Yenge Kocasının Çağırdığı Tesisatçıya Boruyu Döşetiyor; Antalya’nın Haziran sıcağı pencereden içeri alev gibi üflerken, Olga salonun ortasında ellerini beline koymuş, mutfaktan gelen “şıp… şıp… şıp…” sesini dinliyordu. Eşi Ahmet’i arayıp Rus aksanlı Türkçesiyle, “Ahmet, mutfak bitti, ev göl oldu, çabuk usta bul!” diyeli tam iki saat olmuştu.

Ahmet iş yerinden telaşla mahallenin emektar tesisatçısı Kamil Usta’yı aradı:

— “Kamil Abi gözünü seveyim bizim eve geç. Mutfak borusu patlamış. Olga evde, yabancıdır bilmez, boruyu güzelce döşe, ne masrafı varsa akşam ben gelince hallederiz.”

Kamil Usta, omzunda devasa plastik pimaş borular, elinde alet çantasıyla apartmanın dördüncü katına çıktığında kan ter içindeydi. Zile bastı. Kapıyı, üzerinde “Antalya Hatırası” yazılı dev bir tişört ve elinde paspasla bezgin bir Olga açtı.

“Buyur usta, geç mutfağa, her yer su!” dedi Olga, hararetle mutfağı göstererek.

Kamil Usta içeri girdi ki ne görsün; evdeki su sızıntısından çok, Ahmet’in daha önce yaptığı acemi tamiratlar ortalığı batırmış. Yanlış borular, kalitesiz contalar… Usta kendi kendine söylendi: “Ah Ahmet ah, boru öyle döşenmez, böyle döşenir…”

Usta işe koyuldu. Tabii iş göründüğünden büyüktü; lavabonun altındaki tüm eski tesisatın sökülüp, duvarın içinden yeni pimaş boruların çekilmesi gerekiyordu.

Olga ise misafirperver bir Akdeniz yengesi olarak hemen mutfağa sehpayı çekti, usta terledikçe önüne buz gibi limonata koydu. Kamil Usta pürdikkat çalışırken, Olga baş ucunda dikilmiş, yapılan her hamleyi inceliyordu:

— “Usta, o boru oraya oturacak mı?”
— “Oturacak yenge, merak etme. Ahmet kardeşim bana güvendi, bu boruyu buraya öyle bir döşeyeceğim ki kırk yıl sızdırmayacak.”

Saatler süren çekiç, testere ve kaynak seslerinin ardından Kamil Usta alnının terini sildi. Yeni gri borular, duvarın içinden süzülüp lavaboya mükemmel bir açıyla bağlanmıştı. Tam o esnada Ahmet kapıdan içeri girdi. Salona adım atar atmaz mutfaktaki manzarayı gördü: Olga memnuniyetle gülümsüyor, Kamil Usta ise elindeki son boru parçasını yerine oturtuyordu.

Ahmet rahat bir nefes alarak haykırdı:

— “Ooo Kamil Abi, ellerine sağlık! Döşemişsin boruları!”

Olga eşine döndü ve usta bir edayla onayladı:

— “Evet Ahmet, Kamil Usta gerçekten işi biliyor. Seninkiler gibi hemen patlamadı, boruyu tam yerine döşetti!”

Mahalledeki dedikoducu komşular açık pencereden bu konuşmaları duyup pencerelere fırlasa da, günün sonunda Antalya sıcağında kurtarılan sadece su basmış bir mutfak ve sağlam bir tesisat olmuştu.

Leave a Reply

Your email address will not be published.