Patronunun Koca Kasalı Karısına Arkalı Önlü Bastı Çifte Maaş Aldı; Kerem, orta ölçekli bir lojistik firmasında kendi halinde çalışan bir muhasebe sorumlusuydu. Patronu Hikmet Bey ise sert mizaçlı, disiplinli ve şirket bütçesi konusunda aşırı hassas bir adamdı. Hikmet Bey’in gözünde bir kuruşun bile hesabı sorulmalıydı.

Bir gün Hikmet Bey, şirkete lüks ve heybetli yeni model bir makam aracı aldı. Arabanın arkası o kadar geniş ve büyüktü ki, şirketteki herkes ona gizliden gizliye “Koca Kasa” lakabını takmıştı. Hikmet Bey bu arabaya adeta aşıktı; çizilmesinden, tozlanmasından ödü kopuyordu. O yüzden arabayı şirket otoparkının en kuytu, kimsenin yanaşamadığı köşesine park eder, anahtarını da gözü gibi saklardı.

Hafta sonu mesaisinde Kerem, pencereden bakarken otoparkta bir hareketlilik gördü. Şirkete ait eski bir kamyonet, geri geri gelirken Hikmet Bey’in gözbebeği olan “Koca Kasa”ya arkadan çarpmak üzereydi! Kamyonet şoförü durumu fark etmemişti.

Kerem hiç düşünmeden merdivenleri üçer beşer atlayarak otoparka fırladı. Kendini kamyonetin önüne atıp bağırarak aracı durdurdu. Kamyonet, “Koca Kasa”nın tamponuna santim kala durabilmişti.

Kerem derin bir nefes aldı. Patronunun bu arabaya olan takıntısını bildiğinden, araca bir şey olsaydı şirkette kıyametin kopacağını biliyordu. O andan itibaren Kerem, hafta sonu boyunca nöbetçi gibi arabanın başında bekledi. Üzerine düşen yaprakları temizledi, yanından geçen diğer araçları uyardı, hatta bagaj kısmındaki tozu kendi mendiliyle sildi. “Koca Kasa”ya adeta gözü gibi baktı, tüm ilgisini ona bastı.

Pazartesi sabahı Hikmet Bey, otopark kameralarını incelerken Kerem’in hafta sonu boyunca arabasının etrafında pervane olduğunu, onu mutlak bir kazadan kurtardığını ve araca gösterdiği inanılmaz özeni gördü.

Kerem’i hemen odasına çağırdı. Kerem içeri girdiğinde patronun yüzü asıktı.

“Kerem,” dedi Hikmet Bey ciddi bir sesle. “Hafta sonu kameraları izledim. Benim ‘Koca Kasa’ya gösterdiğin o yoğun ilgiyi, o alakayı gördüm…”

Kerem heyecanla, “Efendim, çarpacaktı, korumak istedim…” diye kekeledi.

Hikmet Bey elini kaldırdı ve yüzünde nadir görülen bir tebessüm belirdi:
“Sözümü kesme. Şirketin malını, benim en değer verdiğim varlığı korumak için canını dişine takmışsın. Bu sadakat ve dikkat cezasız kalmamalı.”

Hikmet Bey hemen insan kaynaklarını aradı:
“Kerem’in bu aydan itibaren maaşını çift yatırın. Şirketin en değerli ‘kasasını’ ona emanet ediyorum.”

Leave a Reply

Your email address will not be published.