Eve Temizliğe Gelen Yuvarlak Popolu Güzel Fiziğe Sahip Fidan Ablaya Atladım; Fidan Abla, annemin gençlik arkadaşıydı. Evimize sık sık gelir, bazen günlerce kalırdı. Annemle kahve içip sohbet ederlerken ben de onlarla otururdum. Fidan Abla’yı her zaman çok sevmişimdir. Sıcakkanlı, güler yüzlü ve hayat dolu bir kadındı. Ancak son zamanlarda ona karşı hissettiklerim değişmeye başlamıştı.
Fidan Abla’yı her gördüğümde kalbim hızla çarpmaya, midemde kelebekler uçuşmaya başlıyordu. Onunla konuşurken kekelemeye, ne diyeceğimi bilememeye başlamıştım. Fidan Abla’nın her hareketi, her gülüşü bana inanılmaz derecede çekici geliyordu.
Bir gün annemler Fidan Abla ile birlikte otururken ben de yanlarında oturuyordum. Fidan Abla’nın giydiği elbise ona çok yakışmıştı. Saçlarını da yeni kestirmişti ve bu haliyle daha da güzel görünüyordu. Fidan Abla, annemle konuşurken birden bana döndü ve gülümseyerek “Sen neden bu kadar sessizsin bugün?” dedi.
O an Fidan Abla’ya karşı hissettiğim tüm cinsel isteği yoğun bir şekilde hissettim. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, sanki göğsümden çıkacak gibiydi. Fidan Abla’nın gözlerinin içine bakarken “Şey, sadece yorgunum sanırım” diyebildim.
O geceden sonra Fidan Abla’yı her düşündüğümde ona karşı hissettiğim cinsel istek daha da arttı. Onunla yalnız kalmak, ona dokunmak, onu öpmek istiyordum. Ancak Fidan Abla annemin arkadaşıydı ve bu durum hislerimi ifade etmemi imkansız kılıyordu.
Birkaç gün sonra Fidan Abla yine evimize geldi. Annem mutfakta yemek yaparken Fidan Abla ile salonda yalnız kaldık. Fidan Abla, koltuğa oturmuş televizyon izliyordu. Ben de onun yanına oturdum.
O an Fidan Abla’ya karşı hissettiğim tüm cinsel isteği daha fazla kontrol edemedim. Fidan Abla’nın elini tuttum ve “Fidan Abla, sana bir şey söylemek istiyorum” dedim. Fidan Abla şaşkın bir şekilde bana baktı ve “Ne oldu, neden elimi tutuyorsun?” dedi.
“Fidan Abla, ben sana aşığım” dedim. Fidan Abla şoke olmuştu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Sonra yavaşça elimi bıraktı ve “Bu nasıl olabilir, ben annenin arkadaşıyım” dedi.
“Biliyorum, ama hislerime engel olamıyorum” dedim. Fidan Abla bir süre sessiz kaldıktan sonra “Lütfen bu konuyu bir daha açma, bu durum ikimiz için de çok zor olabilir” dedi.
O geceden sonra Fidan Abla ile aramda bir soğukluk oluştu. Artık eskisi gibi rahat konuşamıyor, gülemiyorduk. Ben Fidan Abla’ya karşı hissettiğim cinsel isteği bastırmaya çalışsam da, bu hisler her geçen gün daha da artıyordu.
O gün ev her zamankinden daha sessizdi; annem teyzemlere gitmiş, akşamdan önce dönmeyeceğini söylemişti. Fidan Abla ise sözleştiğimiz gibi temizlik için erkenden gelmişti. Ancak bu kez üzerinde her zamanki temizlik önlüğü değil, daha rahat, hatlarını belli eden bir penye vardı.
Evin içinde yankılanan elektrikli süpürgenin sesi, aramızdaki o dile dökülmemiş gerilimi daha da tırmandırıyordu. Ben salonda ders çalışmaya çalışıyor ama göz ucuyla onun hareketlerini izliyordum. Uzandığı raflar, eğilip düzelen bedeni, alnında biriken o ince ter damlaları… Zihnimde dönüp duran o yasaklı arzu, artık saklanamayacak bir seviyeye ulaşmıştı.
Mutfakta kendine su almak için durduğunda arkasından gittim. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, sesini duyacak sanıyordum. Tezgahın önünde dururken yanına yaklaştım. Normalde araya mesafe koyması gereken ben, bu sefer bilerek o sınırı aştım.
“Fidan Abla, çok yoruldun,” dedim sesim titreyerek. “Biraz mola vermen lazım.”
Döndüğünde yüzüme yakınlığı nefesimi kesti. Gözlerindeki şaşkınlık, yerini yavaş yavaş derin bir sessizliğe bıraktı. “Yorulmak benim işim,” diye fısıldadı ama geri çekilmedi. O an, o sessizliğin içinde ikimizin de aynı şeyi hissettiğini anladım.
Elimi tereddütle beline koyduğumda, irkilmesini bekledim ama o sadece gözlerini kapattı. Annemin arkadaşı, çocukluğumdan beri tanıdığım o kadın gitmiş; yerine sadece kanlı canlı, arzu dolu bir kadın gelmişti.
Parmaklarım penyenin üzerinden tenine değdiğinde odadaki hava ağırlaştı.
Yavaşça bana doğru çekildiğini hissettim. Başını hafifçe omzuna eğdi, boynundaki o hafif deterjan ve ten kokusu karışımı burnuma doldu.
O an, dış dünyadaki tüm ahlaki kurallar, annemle olan dostluğu ve aramızdaki yaş farkı evin kapısının dışında kalmış gibiydi. Mutfak masasına yaslandığında, bu yakınlaşmanın geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini biliyorduk. Sessizce fısıldadı:
“Bu yaptığımız doğru değil…” dedi, ama elleri çoktan tişörtümün kenarını kavramıştı.
O öğleden sonra, evin koridorları sadece temizlik kokusuyla değil, paylaşılan o büyük ve tehlikeli sırrın ağırlığıyla doldu. Annem kapıdan içeri girmeden hemen önce, hiçbir şey olmamış gibi hayatlarımıza devam etmek zorunda kalacaktık ama ikimiz de biliyorduk ki, o eşik bir kez aşılmıştı.
