Asansörde Kıstırdılar Kendi Ofis Katlarına Kaçırdılar Hep Birlikte Önlü Arkalı Kapattılar; Holding binasının 42. katında asansörün metalik sesi yankılandı: Ding.

Kapılar açıldığında Leyla, karşısında devasa bir duvar gibi dikilen beş adamı gördü. Kaçacak yeri yoktu. En öndeki adam, ceketinin önünü ilikleyerek soğuk bir gülümsemeyle kenara çekildi ve eliyle içeriyi işaret etti.

“Burası bizim katımız Leyla Hanım. Kimsenin izni olmadan giremediği, ama bazılarının izni olmadan çıkamadığı kat.”

Köşeye Sıkışma
Leyla’yı asansörden adeta bir çember içine alarak çıkardılar. Arkasındaki iki adam asansörün kapısında nöbet tutarken, diğer üçü onu cam bölmeli, uçsuz bucaksız şehir manzarasına bakan o büyük ofis odasına doğru sürükledi. Topuklu ayakkabılarının mermer zeminde çıkardığı yankı, kalbinin atışıyla yarışıyordu.

Kapı arkasından kilitlendi. Dış dünya ile bağı tamamen kesilmişti.

Odanın İçindeki Gerilim
Odada sadece ağır bir deri kokusu ve masanın üzerindeki tek bir lamba vardı. Adamların lideri, masanın ucuna oturup sigarasını yakarken diğerleri kadının etrafında, adeta birer gölge gibi “önlü arkalı” dizildiler. Kaçış yolu kapanmıştı.

“O dosyayı bize kendi rızanla vereceğini biliyorduk,” dedi lider, dumanı Leyla’nın yüzüne doğru üfleyerek. “Sadece biraz… ikna edilmeye ihtiyacın vardı.”

Beklenmedik Hamle
Leyla titreyen ellerini masanın üzerine koydu. Korkuyor gibiydi ama gözlerinde, bu adamların fark edemediği bir parıltı vardı. Yavaşça çantasını açtı. Adamlar hamle yapacakken elini kaldırdı.

“Dosya bende değil,” dedi sesi buz gibi bir sakinlikle. “Ama şu an bu binanın tüm güvenlik sistemi benim telefonuma bağlı. Eğer on dakika içinde buradan çıkmazsam, bu katın tüm yangın söndürme fıskiyeleri ve alarm sistemi devreye girecek. Üstelik polise otomatik bir ihbar gidecek: ‘Holdingde rehin alma vakası’ diye.”

Adamlar birbirine baktı. Liderin yüzündeki o alaycı ifade yavaşça dondu.

Kırılma Noktası
“Blöf yapıyorsun,” diye kükredi adamlardan biri, Leyla’nın üzerine yürüyerek.

Leyla telefonunun ekranını ona çevirdi. Ekranda kırmızı bir geri sayım sayacı vardı: 08:42… 08:41…

“Denemek ister misin?” dedi Leyla, bir adım geri atmadan. “Hangi senaryo daha çok hoşuna gider? Polisin burayı basması mı, yoksa benim buradan sessizce yürüyüp gitmem mi?”

Leave a Reply

Your email address will not be published.