Sürtük Ne Kocasına Veriyor Ne Tokmakçısına Dayanıyor Bas Bas Bağırıyor; Bir zamanlar, her şeye bir kulp takmasıyla meşhur Meliha adında bir kadın varmış. Meliha’nın en büyük özelliği, sahip olduğu hiçbir şeyin ona yetmemesiymiş.
Kocası Halil, kendi halinde, sessiz sedasız, “aman tadımız kaçmasın” diyen bir adammış. Akşam eve gelir, elinde bir file rızkıyla otururmuş. Ama Meliha’ya göre Halil çok “sıkıcı” imiş. “Ne bir heyecan var, ne bir aksiyon!” diyerek adama dünyayı dar edermiş. Halil ne yapsa yaranamaz, Meliha ona ne gönlünü açar ne de bir güler yüz gösterirmiş.
Derken Meliha, mahallenin “fırlama” lakaplı, hovarda tipine gönlünü kaptırmış. Gizli saklı görüşmeye başlamışlar. Meliha sanmış ki bu yasak aşk ona hayatın heyecanını getirecek. Ama kazın ayağı öyle değilmiş. Hovarda dediğin ne laf dinlermiş, ne de Meliha’nın nazını çekermiş. Adamın hoyratlığı ve umursamazlığı karşısında Meliha neye uğradığını şaşırmış.
Sonunda Meliha öyle bir noktaya gelmiş ki; evde kocasının sakinliğine katlanamıyor, dışarıda ise ötekinin sertliğine dayanamıyormuş. Evde huzur bulamıyor, dışarıda sığınamıyor. İki kapı arasında kalmış; ne oraya ait ne buraya.
Mahalleli de onun bu her iki taraftan da şikayet edip, her iki tarafı da birbirine katıp, sonra da “Yandım anam!” diye feryat etmesini izlerken bu meşhur sözü söylemiş: “Ne kocasına varıyor, ne tokmakçısına dayanıyor; arada kalmış bas bas bağırıyor!”
