Hamileyken Kocası İlgilenmemişti Doğuma Girdiğinde İse Doktorların İlgisi Çılgıncaydı; Arzu, kliniğin ağır meşe kapısının önünde durduğunda derin bir nefes aldı. Bugün sıradan bir randevu değildi; durumunun nadirliği ve bebeğinin gelişimi, hastanenin en seçkin beş uzmanını bir araya getirmişti. Kapı açıldığında, içerideki atmosferin ağırlığı ve beş çift gözün aynı anda ona dönmesi Arzu’nun dizlerini hafifçe titretti.
Güç ve İlgi Odasında Bir Kadın
Odaya adım attığında, her biri kendi alanında birer otorite olan o beş adamın arasından geçti. Ortamdaki steril hastane kokusu, doktorların her birinden yayılan farklı ama maskülen parfümlerle karışmıştı.
Dr. Selim (Başhekim): Odanın en köşesinde, otoriter bir duruşla notlarını inceliyordu. Bakışları Arzu’ya değdiğinde, Arzu o mesafeli ama hayranlık uyandıran disiplini iliklerinde hissetti.
Dr. Mert (Genç Cerrah): Masanın kenarına yaslanmış, Arzu’ya hafif bir gülümsemeyle bakıyordu. Arzu, onun bu özgüvenli ve enerjik tavrından her zaman etkilenmişti.
Dr. Kerem (Duygusal Destek): Arzu’nun her zaman sığındığı o şefkatli liman. Arzu odaya girer girmez yanına gelip koluna dokundu, “Endişelenme Arzu, hepimiz senin için buradayız,” dedi.
Dr. Can (Analitik Zeka): Ultrason ekranına odaklanmıştı ama Arzu’nun gelişini takip eden o keskin bakışları, Arzu’yu adeta bir röntgen filmi gibi okuyordu.
Dr. Tarık (Sessiz Güç): Pencere kenarında duran, az konuşan ama varlığıyla güven veren o devasa adam.
Bakışların Altındaki Heyecan
Arzu muayene masasına geçtiğinde, bu beş adam etrafını bir çember gibi sardı. Her biri Arzu’nun sağlığı ve bebeği üzerine teknik terimlerle ama Arzu’ya büyük bir özenle hitap ederek konuşuyordu.
Arzu, o an kendisini hiç olmadığı kadar değerli ve arzulanan bir ilginin odağında hissetti. Birinin elini nabzını kontrol etmek için bileğine koyması, diğerinin ultrason ekranını göstermek için hafifçe eğilmesiyle Arzu’nun boynuna çarpan sıcak nefesi… Hepsi Arzu’nun zihninde tatlı bir karmaşa yaratıyordu. Bu sadece tıbbi bir süreç değil, Arzu için gizli bir güç oyununa, bir hayranlık ritüeline dönüşmüştü.

yorulmayacak adam varsa yazsın