Lateks Fantezisi Yüzünden Müptelası Olduğu Göt Deliğine İşetiyor; Elara’nın gardırobunun en derin, neredeyse saklı kalmış köşesindeki ahşap kutu, yılların yorgunluğunu taşıyan bir fiyonguyla duruyordu. 47 yılın getirdiği tüm o çizgiler, anılar ve kayıpların yanında, bu kutu onun için farklı bir anlam ifade ediyordu. O gün, dışarıda gri bir yağmur çiseliyordu ve Elara, uzun zamandır ertelediği bir şeyi yapmaya karar verdi.

Eski, yıpranmış ahşap sandığı yavaşça açtı. Kutunun içinden hafif bir talk pudrası ve kauçuk kokusu yayıldı. Parmak uçları, o tanıdık, pürüzsüz ve parlak dokuya dokundu: Tam boy siyah lateks bir catsuit.

“Yine mi sen?” diye fısıldadı kendi kendine, dudaklarında hafif bir gülümsemeyle. Bu elbiseyi yıllar önce, o zamanlar hâlâ biraz deli dolu olan kocasıyla birlikte almışlardı. Onlar için bu sadece bir kıyafet değil, özgürlükleri, cüretkarlıkları ve birbirlerine duydukları tutkunun bir sembolüydü. Kocası gittikten sonra bu giysi bir toz kütlesi gibi kenarda kalmıştı.

Lateks, doğası gereği nazik ve sabır gerektiren bir materyaldi. Elara, talk pudrasını dikkatlice sürdü ve elbiseyi giymeye başladı. Her adımda, her çekişte, malzemenin teniyle bütünleştiğini hissetti. Gençliğindeki kadar kolay olmamıştı elbette ama bu süreçte bile bir ritüel havası vardı. Aynanın karşısına geçtiğinde, karşısındaki figür ona hem tanıdık hem de tamamen yabancıydı.

Lateksin siyahlığı, odanın loş ışığında parlıyor, Elara’nın bedeninin tüm hatlarını kucaklıyordu. Yüzündeki çizgiler, bu siyah parlaklığın yanında birer harita gibi duruyordu; yaşanmışlıkların, gülücüklerin ve hüzünlerin haritası. Lateks, ona bir zırh gibi hissettiriyordu ama aynı zamanda en saf halini ortaya çıkaran bir deri gibiydi.

“Bu hâlâ benim,” dedi kendine yüksek sesle. “47 yaşında olmam, içimdeki o parıltının söndüğü anlamına gelmez.”

Eski, yüksek topuklu botlarını giydi. Adımları, evinin ahşap zemininde tanıdık bir tıkırtı bıraktı. Salondaki büyük aynanın önünde durdu. Sadece bir fantezi objesi değil, aynı zamanda bir heykel gibiydi. Lateksin o kendine has, biraz asi ve bir o kadar da zarif duruşu, onun yaşının getirdiği ağırlıkla birleştiğinde ortaya bambaşka bir şey çıkmıştı.

Yıllardır kendine koyduğu sınırları, “Artık yaşlandım, bunlar bana göre değil” dediği her şeyi bir kenara ittiğini hissetti. O an, sadece bir kıyafet giymemiş, aynı zamanda kendi özgürlüğünü ve kendi bedenine duyduğu saygıyı yeniden ilan etmişti.

Pencereden dışarıya baktı. Yağmur dinmişti. Gökyüzünde beliren hafif mavilik, onun içindeki açılımla paralellik gösteriyordu.

Elara, o gün o lateks catsuit’in içinde, sadece bir an için bile olsa, zamanı durdurmuştu. O, sadece bir “yaşlı kadın” değildi. O, kendi fantezilerini, kendi arzularını ve kendi bedenini kutlamaktan korkmayan, özgür ve cesur bir kadındı.

Leave a Reply

Your email address will not be published.