Bakire Üvey Kız Kardeşim Benden Sadece İki Sürtüp Bir Dürtmemi İstedi; Dışarıda fırtına camları döverken, evin içindeki sessizlik çok daha gürültülüydü. Banu, elindeki eski günlüğü şöminenin ışığına doğru tuttu. Sercan ise odanın diğer ucunda, karanlığın içinde bir gölge gibi ayakta duruyordu.
Banu: (Sesi titreyerek) “Buraya gelmen hata demiştin Sercan. Neden? Babamın bu evi neden tamamen camdan yaptırdığını şimdi anlıyorum. Birbirimizden saklanacak hiçbir köşemiz kalmasın diye.”
Sercan: (Alaycı bir gülüşle yaklaştı) “Camdan bir evde taş atmayacaksın Banu. Babamın vasiyeti sadece bir oyun. O yangın gecesi sen mutfaktayken, ben dışarıda değildim. Bunu biliyorsun, değil mi?”
Banu: (Günlüğü sertçe kapattı) “Neredeydin o zaman? Yıllardır sustun. Mirasın yarısını istiyorsan, o gece babamın çalışma odasından çıkanın kim olduğunu söylemek zorundasın.”
Sercan: (Banu’nun tam önünde durdu, gözlerinin içine baktı) “Çıkan kişi bendim. Ama elimde ne vardı biliyor musun? Babamın senin adına imzaladığı o feragatname. Seni bu evden, bu hayattan silmek istiyordu. Ben o kağıdı yaktım Banu. Seni kurtarmak için değil… Sırf o kazandığını sanmasın diye.”
Banu donup kalmıştı. Evin cam duvarları dışarıdaki şimşeklerle aydınlanırken, aralarındaki asıl uçurumun para değil, birbirlerine karşı besledikleri bu devasa, çarpık sadakat olduğunu fark ettiler.
